“Kafkasya sahnesinde perdenin 1921-22'de kapanması ile birlikte, yetmiş yıl sürecek ve Kuzey Kafkasya halklarının dünya politik sahnesinden bütünüyle uzaklaştırıldığı, kitlesel kıyım ve sürgünlere uğratıldığı uluslararası basında bölgeye dair hemen hiçbir haberin yer almadığı, yeni bir sömürge dönemi başlıyor.
Zaten bu nedenledir ki Glasnost sonrasında Kafkasya'da “yetmiş yıl sonra, tüm eski sorunların, sanki arada hiçbir şey olmamış gibi” ve daha da derinleşmiş olarak ortaya çıkması birçok kişiyi şaşırtıyor.
Sefer Berzeg
2. S.S.C.B Döneminde Abhazya
• 1921-1953
1921'de Kafkasya sovyet egemenliğine girdikten sonra KKC Hükümeti, Avrupa'ya iltica ederek mücadeleyi Avrupa'dan sürdürmeye devam etti. Haziran 1920'de Rusya Komünist Partisi Yöre Komitesi Abhazya'da yeniden örgütlenmeye başlıyordu. Mart 1921'de Abhazya'da da sovyet iktidarının kuruluşu bir çok kişi tarafından “ Gürcü işgalcilerden kurtuluş ve devlet yapısının yeniden tesisi ” olarak algılandı. Sovyet hegemonyasının hemen ardından, bu “ illüzyonu ” destekleyen gelişme, Abhazya'ya “ egemen Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ” ilanının gerçekleştiği politik seçim özgürlüğünün sağlanması oldu.
Fakat çok geçmeden, beyaz yada kızıl olsun Rus hakimiyetinin, halklarımızın kaderinde, topraklarımızda hak ettiğimiz onurlu hayatın hakim kılınması noktasında hiçbir farklılık getirmediği ortaya çıkacaktı. Dağlı halkları millet kılacak olan kader birliği gerçeği, ulusal tarihimizin bu sayfalarında da kendini gösterecek ve Abhaz halkı da kuzeydeki kardeşleri gibi milli haklarının gaspedilmesi felaketine uğrayacaktı. Gürcü kökenli J. Stalin'in faaliyetleri uzun bir dönem belirleyici olacak, Dağlıların Karadeniz'e - artık - tek çıkış noktası olan Abhaz toprakları, Kartvel nüfusla boğulacak ve Abhaz dili, Rusça ve Gürcücenin etkisi altında kendi yurdunda korunmasız bırakılacaktı. Tüm bu yıkıcı faaliyetlere karşın, Abhaz aydınları önderliğindeki halk, her fırsatta - özellikle J. Stalin'in 1953'teki ölümünün ardından- tepkisini ortaya koyacaktı. Bugün dahi bıraktığı izleri görülebilecek olan asimilasyon politikilarına rağmen, milli varlığı korumadaki bu kararlı tutum, bu dönemde dil ve edebiyatın gelişimi açısından çok önemli kazanımlar da sağladı.
Sovyet Rusya'nın resmi politikası olan asimilasyon, şiddeti artarak ya da azalarak varlığını sürdürdü. Ortak bir kültüre sahip, tek dilli bir „karıştırılmış toplum“ olacak olan Sovyet halkının, çok daha güçlü ve birlik içerisinde olacağına kanaat getirilmiş; fakat bu sürecin nasıl işleyeceği ya da nihai kültürün neyi icap ettireceği gibi konuların detayları her zaman bir muamma olarak kalmıştır. Dil meselesinde ise, uygulamaya baktığımızda, Sovyet Rusya topraklarında hakim kılınmaya çalışılan lisanın Rusça olduğu bir sır değildir. Zaman içerisinde, ikinci dil olarak Rusça'yı konuşanlar üzerinde, Rus kültürünün büyüklüğü ve materyal avantajlarının çoğalmasıyla kültürel ve linguistik asimilasyonun gerçekleşeceği düşünülmüştü. Bu konuda Ronald Wixman'ın “Sovyetler Birliği'nde Etnik Kimlik, Terim ve Konseptler” makalesi gerçekten önemli ve açıklayıcı bir kaynaktır. “Sistemleri bir günde değiştirebilir yenisini kurabilirsiniz ama insanların alışkanlıklarını değiştirmek kolay değildir. Uzun zaman ve sabır ister” diyen Lenin, şunları da söylüyordu:
„Proleterya, milli varlıkların eliminasyonuna katkıda bulunan her şeyi destekler, milliyetler arasındaki bariyerleri yıkmayı, milliyetlerin ilişkilerini birbirlerine gittikçe artan daha çok yakın dostluğu yaratan her şeyi, milletlerin karışımına yol açan her şeyi…“ Vladimir İ. U. Lenin
|
 |
| Joseph Cugaşvili Stalin |
Lavrenti Beria |
31 Mart 1921'de Abhazya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin (ASSC) ilanının ardından, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi (SBKP MK), Şubat 1922'de Abhazya'nın statüsünü Gürcistan'la “ Anlaşmalı Sosyalist Federal Cumhuriyet ” olarak belirledi. Gürcistan'ın 1927 Anayasası da, Gürcistan Merkez İcra Komitesi'nin bütün hukuki belgelerinin Abhazya topraklarında da mutlak yürürlüğü olduğunu tasdik ediyordu. Kasım 1992'de hazırlanan UNPO'nun Abhazya raporunda, “ Anlaşmalı Sosyalist Federal Cumhuriyet ” statüsünün ardından 1931 yılına kadar süren bu dönem, Sovyet sistemi içerisinda 10 sene süren bir bağımsızlık süreci ve pratikte Tiflis'den özerk olarak ülkenin kendi kendini yönettiği bir dönem olarak belirtiliyordu. Abhazya'nın itiraz ettiği bu statü Y. Eşba tarafından, “ Bizim için önerilen bu statüye boş bir balon ya da çocuklar için kağıttan yapılmış bir oyuncak nazarıyla bakılabilir. Bu durum bir talihsizliktir ” şeklinde değerlendiriliyordu.
Bu hayalkırıklığını paylaşan bir diğer isim olan Çerkes Ethem, 1922 yılında şu sözleri söylüyordu:
“…Başta bizi inandırmış olan Bolşevikler, kısa sürede gerçek yüzlerini ortaya koydular ve Kafkas milletlerine karşı düşman dişlerini gösterdiler, (…)Hepimiz Bolşeviklerin ilan ettikleri her milletin özgürlük ve haklarının tanınacağı vaadinin içtenliğine inanmıştık.”
“...Lenin'in ilk ilan ettiği, milletler hakkında özgürlük ve serbestliğe dair yüksek ve çekici ilkeler, yine onlar tarafından cerh edilinceye (zedeleninceye) kadar, ben Sovyet dostluğunun hararetli ve içten yandaşlarından bulunuyordum. Fakat çok geçmeden, bu yüksek ve insani ilkeler az zaman içinde, Kafkasya'daki milletler aleyhinde bozulmaya başlanmış bulunuyordu.”
1925 yılında hazırlanan Abhazya Anayasası'nın 5. maddesi egemenliğe ilişkin olarak çok önemli kararlar içeriyordu:
“ Madde 5:
Abhazya SSC, devlet iktidarını kendi toprağında herhangi bir iktidara bağlı olmaksızın müstakil olarak icra eder.
Abhazya SSC'nin egemenliği; Abhazya SSC, Transkafkasya Sosyalist Federal Sovyet Cumhuriyeti'ne ve SSCB'ye gönüllü olarak girdiği için yalnızca bu ittifakların anayasalarında belirtilmiş konularda ve belirtilen ölçülerde sınırlandırılmıştır.
Abhazya SSC vatandaşları, kendi cumhuriyetlerinin vatandaşlığını korurken, Transkafkasya SFSC ve SSCB'nin vatandaşı sayılırlar.
Abhazya SSC, hem Transkafkasya SFSC'nden, hem de SSCB'den serbestçe ayrılma hakkını saklı tutar. Abhazya SSC'nin toprakları, kendisinin onayı olmadan değiştirilemez .”
Küçük Abhaz ülkesinin onayını kimse sormadı. Şubat 1931'de Abhazya'nın statüsü, Gürcistan içerisinde özerk bir cumhuriyete dönüştürüldü. Böylece Abhazya, SSCB tarihinde siyasi statüsü düşürülen tek ülke ünvanını elde etmiş oldu.Bu karardan bir hafta sonra hükümete olan güvensizliğin dile getirildiği günler süren gösteriler başladı. ” Bu Abhaz halkının, Sovyet egemenliği koşullarında haklarının korunması için yaptığı ilk kitlesel gösteriydi .”
J. Stalin ve yine onun gibi Gürcü kökenli olan gizli polis şefi ve Transkafkasya Komünist Partisi 1. Sekreteri L. Beria'nın baskılarıyla 1931-1953 yılları, Abhazların hafızasına çok acı dolu ve karanlık yıllar olarak kazındı. Siyasi hakların gaspedilmesiyle beraber Abhazya'nın milli-kültürel gelişimini engellemek için tedbirler alınmaktaydı. Gürcüleştirme politikası gereği, Abhazca olan ad-soyadlar ve yer adları, uydurulan Gürcüce isimlerle değiştiriliyordu. 1948-1952 yılları arasında 150'den fazla şehir ve yerleşim merkezinin adı değiştirilmişti. Cadde, meydan, tren istasyonu, ortaokul ve liselerin isimleri de dönüştürüldü.1940'tan itibaren ise bütün resmi belgelerden Abhaz sözcüğü kaldırıldı.
Sömürgeci zihniyetin eylemlerinin ayyuka çıktığı bu dönemde göç politikası, Çarlık Rusya ve Menşevik Gürcistan'ı aratmayacak bir süratle devam ettirildi. Belli bir program dahilinde Gürcistan'dan onbinlerce kişi Abhazya'ya transfer ediliyordu. Bu göçmenleri cezbetmek için Mingrel stilinde köyler kuruluyor, yeni devlet çiftlikleri eşsiz ormanlar kesilerek ve masrafları Cumhuriyet bütçesinden karşılanarak oluşturuluyordu. Önceleri göçmen kollektif çiftlikleri Abhaz köylerinin dışına kurulurken, sonraları köylerin içine taşınmış ve Abhaz nüfus azınlığa düşürülmüştü. Tiflis'te ise Gürcü kollektif çiftçilerinin Abhaz kıyılarına yerleşmeleri için özel arazi bağışları yapılmaktaydı. İkinci Dünya Savaşı'nın zor koşullarında dahi, göç hareketi hız kesmeden devam ediyordu. Bir gecede, toprak üstüne dikilen direklerin üzerine kurulan “ Stalin evleri ” bugün hala yerlerindedir. Onyıllar sonrasına yansıyacak olan bu adaletsiz durumun kökleri 1864 Büyük Sürgün'e kadar inmekteyse de, Abhaz varlığı, özellikle bu dönemde büyük darbe almıştı. Birinci tabloda da gösterildiği gibi, Abhaz nüfus 1926-1939 arasındaki “ onüç ” yıl boyunca sadece iki yüz küsür kişi artarken, Gürcü nüfus 24 bin kişi artmıştı. Bu durum Abhaz Komünist Partisi'nin etnik bileşimine de etki etmekteydi ve böylece ülkenin kaderinde, Abhazya'nın esas unsuru olan Abhazlar etkisiz kılınmaktaydı. Ama bu adaletsizliğin sonuçları dahi adaletle uygulanmıyor, Gürcüler var olan nüfuslarının çok üzerinde oranlarla Parti'de temsil ediliyorlardı.
Sene |
Abhaz |
Gürcü |
Rus |
Ermeni |
1923 |
10.0 |
40.4 |
35.0 |
4.6 |
1926 |
25.4 |
33.3 |
24.8 |
6.7 |
1929 |
28.3 |
24.9 |
24.5 |
8.8 |
1931 |
18.5 |
25.3 |
36.8 |
9.1 |
1935 |
17.6 |
25.0 |
35.2 |
11.4 |
1936 |
21.8 |
26.3 |
29.1 |
11.2 |
1937 |
19.7 |
26.8 |
26.1 |
11.4 |
1938 |
16.9 |
27.2 |
28.1 |
11.8 |
1939 |
15.6 |
36.2 |
22.1 |
13.2 |
1940 |
16.7 |
42.7 |
16.7 |
15.2 |
1945 |
14.8 |
45.2 |
17.8 |
12.7 |
1950 |
13.3 |
51.0 |
15.5 |
14.0 |
1955 |
13.3 |
54.8 |
13.7 |
12.9 |
1960 |
14.4 |
51.3 |
15.6 |
12.4 |
1965 |
15.5 |
50.5 |
15.1 |
12.4 |
1970 |
16.8 |
50.5 |
14.4 |
11.9 |
1975 |
17.6 |
50.3 |
14.5 |
11.3 |
1978 |
18.2 |
50.9 |
14.2 |
10.5 |
1979 |
18.2 |
51.0 |
14.1 |
10.5 |
1980 |
18.5 |
51.2 |
13.8 |
10.3 |
1981 |
18.9 |
51.2 |
13.8 |
10.1 |
Tablo 2: Abhaz Komünist Partisi Etnik Yapısı (%)
„Abhazya'nın asırlarca tahrip ve ihmal edilmiş topraklarının işlenmesi“ adına son hızla sürdürülen göç politikasının gerçek yüzü bambaşkaydı. Gürcistan'ın Tarım Bakanlığı Daire Şefi G. Narsia, göç politikası sonuçları ile ilgili raporunda „yerleşime açılan bazı toprakların tarıma elverişsiz olduğunu“ itiraf ediyordu. Yetkililer tarafından Abhaz topraklarının üçte ikisinin dağlarla kaplı olduğu dikkate alınmazken, tarıma elverişsiz bölgelere yerleşmek istemeyen çiftçiler ise kaba kuvvetle iskan edilmişlerdi.

Stalin Evi
Okullardaki eğitim Gürcüce'ye çevrildi ve Abhaz dili 1938 yılında, Gürcü alfabesiyla yazılır hale getirildi. Re-organizasyon adı altında devam eden eğitimde reform sürecinde Abhaz okulları kapatılarak öğrenciler, Rus ve Gürcü okullarına girmeye zorlandı. Abhaz gençlerinin eğitimini engelleyerek ülke içerisinde önemli noktalara gelmemelerini sağlamaya çalıştılar. Özellikle bu sebeple, yüksek eğitim kurumlarında Abhazların karşısına yine dil sorunu çıkartıldı ve Rusça devam eden bazı teknik kurslar haricinde eğitim dili olarak yalnızca Gürcüce kullanıldı. İşin ilginç yanı, Sovyet iktidarının gözünde kendi halkı da asimile olmaya aday bir halk olan Gürcistan'ın bitmek bilmeyen bir hırsla kendisine zorla bağlatılan azınlıklarına da bu şekilde aynı politikayı uygulamaya çalışması oldu.
Bu politikaların dayanağı, bazı şovenist Gürcü tarihçilerinin “ Abhazların, Gürcülerin etnik alt kollarından biri olduğu ve Abhazya'nın ezeli Gürcü toprağı olduğu ” teorisiydi. Mart 1989 Lıhnı Deklerasyonu'nda, vatandaki soydaşlarımız o yılları şöyle anlatıyordu:
“ Stalin'in baskı rejimi yıllarında, Abhazlara yönelik saldırı ve asimilasyon politikası, Menşevikleri aratmayacak düzeyde devam etti. Bütün ülke baskılara karşı insanüstü bir güç ve sabırla yaşamaya çalışıyordu. Abhazları yok etme politikası 1937'den itibaren daha da şiddetlendi. Bir gece de yüzlerce Abhaz evlerinden alınarak götürüldü. Onları, insanın aklına bile getiremeyeceği suçlamalarla ve iftiralarla itham ediyorlardı. Milletin en değerli evlatlarını evlerinden toplayıp katlediyorlardı. Şairler, yazarlar, öğretim üyeleri, mühendisler, doktorlar, öğretmenler, tek kelimeyle yeni yetişen aydınlar kökten yok ediliyorlardı.
Baskı rejimi yıllarında, Abhazya'nın en seçkin devlet memurları, kalifiye işçiler ve zanaatkarlar da yok edilmişti. Bu Abhazya gibi zaten az bir nüfusa sahip bir ülke için telafisi mümkün olmayan bir darbe oldu... ”
Mayıs 1953'deki - yani J. Stalin'in ölümünün ardından - 21. Parti Bölgesel Toplantısında, Gürcistan eski Başbakanı V. M. Bakradze itiraf niteliği taşıyan şu açıklamayı yapıyordu:
“ Abhazya'da çok sayıda kanun dışı uygulama, ekonomik ve kültürel hayatta uygun olmayan pek çok icraat yapılmıştır. İnsan Sovyet kanunlarından kaynaklanan bu çarpıtmaları dinlemeye bile katlanamıyor. ”
Özellikle ABNII (Abhaz Dil, Edebiyat ve Tarih Araştırma Merkezi) üyeleri baskıların hedefi olarak seçildi.Sohum'daki bu Enstitü'nün, ağırlıklı olarak tarihçi ve dilbilimcilerden oluşan bilimsel topluluğu, halklarının farklılıklarını ve kültürlerini vurgulayarak onları devamlı savundukları için günümüze kadar onlarca yıl boyunca, defalarca Tiflis'teki Gürcü iktidarlarının gazabına uğramıştı. Bizzat direktörü de dâhil olmak üzere ABNII'deki çok sayıda akademisyen 1930'lu ve 1940'lı yıllarda yok edildi. Enstitüdeki birçok genç araştırmacı 1950'lı yıllardan 1980'lere kadar baskıya uğradı.
İşin ilginç yanı, Abhazya'daki devrimin en önde gelen ismi Nestor Lakoba, ülkedeki bu yok etme politikasının mimarı Stalin ve yandaşlarının iktidarına Lenin'in ölümünün ardından, o sırada hasta olan L. Troçki'yi “tedavi için” Abhazya'da tecrit etmek suretiyle, zemin hazırlamış oldu. Fakat hesaplar değişiyordu. „Küçük ulusların“ haklarının Sovyet iktidarıyla korunacağına dair sarsılmaz inanç taşıyanlar, aynı iktidarın namlularına hedef olacaklardı. Nestor Lakoba'nın 27 Aralık 1936'da, Tiflis'te, Abhazyalı bir Mingrel olan ve Stalin nezdinde yükselmesine kendisinin aracı olduğu Lavrenti Beria ve kliği tarafından zehirlenmesiyle, özellikle politik arenadaki önemli aktörlerin infazı süreci başlamış oldu. Nisan 1936'da ise Abhaz devriminin ikinci ismi olan Yefrem Eşba kurşuna dizildi. Devrim yıllarında kurtuluşu, Eşba'nın deyimiyle „ büyük kardeş Sovyet Rusya“ ile değil, Kuzey Kafkasya'daki yurtsever hareketle işbirliğinde gören milliyetçi liderlerde, devrimciler gibi teker teker yok edildi. Simon Basarba, Simon Aşkhatsava, Samson Çanba, Mihail Tarnava bu dönemde kurşuna dizildiler.
• 1953-1991
Devam Edecek
geri
Kaynakça
Berzeg, Sefer. “Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti 1917-1922 / I , 2 ve 3. Ciltler”
Lakoba, Stanislav. “Abhazya, Gürcistan ve Kafkasya Konfederasyonu”
Ardzınba, Vladislav. “Abhazya ve Gürcistan'ın Hukuksal İlişkileri”
Butbay, Mustafa. “Kafkasya Hatıraları”
Abhazya'nın Beyaz Kitabı
Ersoy, Hayri. Abazalar (Abhazlar) Üzerine Tarihçe, Kafkasya Yazıları Dergisi, 1. Sayı
İstanbul Birleşik Kafkasya Derneği - Abhazya Arşivi
Darrell Slider, “Sovyet Milliyetçilik Politikasında Krizler ve Önlemleri: Abhazya Konusu”
Abhaz Yüksek Sovyeti'nin “Abhaz Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin 1978 Anayasasının Yürürlükten Kaldırılmasına” İlişkin Kararı Wixman, Ronald. Sovyetler Birliği'nde “Etnik Kimlik” Terim ve Konseptler, Kafkasya Yazıları Dergisi, 7. Sayı
Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi Arşivi
UNPO, “Abhazya Raporu, Kasım 1992”
Lıhnı Deklerasyonu, 18 Mart 1989
N. G. Volkova, “Tarihi Açıdan Abhaz-Gürcü İlişkileri”
Belgelerin Işığında Abhazya, 1937-1953
Atlas Dergisi, Ocak 1994, 10.Sayı
|