Kafkasya Forumu

     

Hayatımı Putin’e Borçluyum

e-Posta Yazdır PDF
Share

“Putin olmasaydı halkımız bugün var olmazdı. Her şeyimizi ona borçluyuz. Putin’e minnettarım. Onu unutursam adam değilim.”

Bu cümleleri “Çeçenistan Devlet Başkanı” Ramzan Kadirov kurdu. Söylediklerinin, bugünlerde yapılan temsiliyet ve meşruiyet tartışmaları açısından anlamı çok büyük.
 
Öncelikle şuna bakalım, Putin Çeçenler için ne ifade ediyor? Putin’in yaptıkları Çeçen halkının kaderini nasıl şekillendirdi?
 
Putin 1999’da FSB (KGB) Direktörlüğünden Başbakanlık koltuğuna geçme hazırlıkları ile ikinci savaş için hamlelerini yapmaya başladı. Rusya’nın şehirlerindeki apartmanlarda yüzlerce Rus’u gece uykularında bombalarla öldürdüğünü artık bütün dünya biliyor[1]. Bağımsız Çeçen İçkerya yönetiminin hiç bir zaman üstlenmediği bu saldırıların suçu daha ertesi gün Çeçenlere atılmıştı bile. Televizyonda yayınlanan bir konuşmasında “Çeçenleri, nerede olursa olsunlar bulup yok edeceğiz, tuvallette bile olsalar üzerlerine sifon çekeceğiz” diye, nefret dolu tehditler savuruyordu. Aynı dönemlerde ambargo ve çeteler eliyle kaosa sürüklediği bağımsız Çeçenya’nın içinde yaptığı karmaşık kışkırtmalar sayesinde savaş için uygun koşulları sağladı Putin.
 
Sonrası malum. Hazırda bekletilen birlikler ile başlatılan devasa bir askeri harekât. Pazar yerlerindeki sivillerin üzerine atılan bombalar. Ülkeden kaçmaya çalışan yaşlı, kadın, çocuk ağırlıklı kitlelerin, yüzlerce araçlık konvoyların üzerine atılan bombalar. İşkencelerle sakat bırakılan gençler, onurları kırılan genç kızlar, kadınlar... Şehirlere döşenen mayınlar, mayınlara basıp ölen binlerce Çeçen çocuk... Kimyasal ve biyolojik silahlar, bir halkın bir coğrafyadan tamamen silinmesi için harcanan çabalar...
 
Vladimir Putin Çeçen toplumuna uyguladığı soykırım için milyarlarca dolar harcadı. Direniş bir ölçüde kırıldıktan sonra işgal, göstermelik referandum, kukla hükümet derken bugüne geldik. Putin’in Çeçenlere yaptığı şey çok açık; ikiyüz bin, yani yüz kere iki bin cinayet ve Çeçen ülkesinin işgali...
 
Bugün Türkiye’de bazıları Ramzan Kadirov’un Çeçen halkını başarıyla “temsil” ettiğini yazıyor, söylüyor, tüm çabalarını bunun için harcıyor. Sayıları az ama çok ciddi finansal olanaklara sahipler.
 
Peki, temsil etmek ne anlama gelir? Bir insan, toplum veya halk nasıl temsil edilir? Örneğin sözlükte hak veya görev bakımından bir kimse veya topluluğun adına davranmak yazıyor.
 
Şimdi Kadirov’un söylediğine tekrar bakalım, “Putin’e minnettarım”. Acaba Çeçen halkı gerçekten bunu söyler mi? Söylemiş olabilir mi? Gelecekte söyleme ihtimali var mı?
Bırakalım Çeçenleri, hangi toplum katiline, belasına, düşmanına minnettar olabilir? Bu sözleri sarfeden birisi nasıl olup da halkının adına davranmış olabilir? Nasıl olup da temsil edebilir?
 
Birini temsil etmek onun düşündüğünü, hissettiğini söylemektir. Onun aklındakini, kalbindekini onun yerine söylemektir.
 
Bugünlerde Çeçenler düşünüp hissettiklerini herkese söyleyemiyor. Başlarına dikilen kukla “adamın” zorbalıklarından çekiniyorlar. Öyle ki, şu satırları okuduğunuz dakikalarda bile, Kadirov’un özel hapishanelerinde işkence gören yirmi bin Çeçen genci var. Rastgele bir genç sokakta çevrilip cep telefonunda Mashadov’un, Dudayev’in, Basayev’in videoları varmı diye kontrol ediliyor. Eğer varsa o gencin de gideceği yer o işkencehane oluyor. Kadirov’un “Putin Caddesi” ismini verdiği caddede bir adım bile atmak istemediğini söylemişti orada yaşayan bir arkadaşım.
 
Susuyorlar, başlarına bir iş gelmesin diye. Yoksa bilmediklerinden, hatırlamadıklarından veya düşmanın propagandalarına aldandıklarından değil. Hafızası yüzlerce yıl öncesine uzanan bir millet daha düne kadar, bugüne kadar yaşadığı soykırımı nasıl unutabilir?
 
Çeçenler Putin’e minnet falan değil, düpedüz nefret duyuyor.
 
Kadirov’un avukatlığına soyunan şaşkınlar iyi bilmeli ki, Putin’e minnettar olduğunu söyleyen hiçkimse Çeçen halkını temsil edemez. “Barış” veya “sulh” için düşmana minnet duymak gerekmez. Çeçen İçkerya Devleti ikinci başkanı Yandarbiyev Zelimhan, kazanılan savaş sonrası Rusya ile yaptığı barış anlaşması sırasında Yeltsin’i masanın başından kalkıp karşısına oturmaya zorlamıştı [2]. İşte tarihe geçen bu tavır Çeçen milletini kimin ve neyin temsil ettiğinin tablosu. Kadirov’un ihanet sendromu içinde kıvranarak, patronlarının eskimiş metodlarıyla karalamaya çalıştığı bu duruş… İşte bu duruş nesiller boyunca yasakları delerek kulaktan kulağa anlatılır Çeçenler’de, yürekleri ferahlatır, şeref ve onurun coşkusuyla tüyleri diken diken eder. Bir millet işte böyle temsil edilir!
 
Peki Kadirov kimi temsil ediyor? Çok basit, Putin’e minnettar olanları. Onları Çeçen toplumunda, hatta Rus toplumunda da aramayın. O adamları bulacağınız yer Kremlin’in soykırım planları yapılan odaları. “Hayatımı Putin’e borçluyum” diyor Kadirov, halkına yapılan soykırıma karşılık lüks içinde bir “hayat”. Gerçekten borçlu herhalde.
 
[1]: Rusya’nın Buynaksk şehrinde 4 Eylül, Moskova’da 9 ve 13 Eylül, Volgodonsk’ta 16 Eylül 1999’da bir dizi patlama gerçekleşti. Toplamda yaklaşık 300 kişi hayatını kaybetti. 23 Eylül 1999 günü Ryazan şehrindeki bir apartmanın bodrum katında bir bomba bulunup etkisiz hale getirildi. Bu patlamaları FSB’nin gerçekleştirdiği kısa sure sonra ortaya çıktı.
 
 

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Bağımsızlık Bildirgesi 21 Mayıs
Aslan Mashadov Cahar Dudayev
www.olympicgenocide.org Vladimir Putin
Politkovskaya, Yevloev, Markelov