Kafkasya Forumu

     

Duyuru

НЕ БЫТЬ АБХАЗСКОЙ ДИАСПОРЕ ТРОЯНСКИМ КОНЕМ РОССИИ!

Share
НЕ БЫТЬ АБХАЗСКОЙ ДИАСПОРЕ ТРОЯНСКИМ КОНЕМ РОССИИ!

 

В августе 2008 г. Российская Федерация объявила о своем официальном признании Абхазии. С того момента мы с огорчением наблюдаем, что абхазско-российские отношения развиваются далеко не как между двумя независимыми странами. Россия, которая планирует поэтапную аннексию Абхазии, в целях большого выигрыша давно задумала превратить абхазскую диаспору в троянского коня внутри кавказской диаспоры.

Devamını oku...
 

ABHAZ DİASPORASI'NIN RUSYA'NIN TRUVA ATI OLMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ!

Share
 ABHAZ DİASPORASI'NIN RUSYA'NIN TRUVA ATI OLMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ!

Ağustos 2008 yılında, Rusya Federasyonu'nun Abhazya'yı resmen tanıdığını ilan etmesi ardından, Abhazya-Rusya ilişkilerinin iki bağımsız ülke arasında tarif edilebilir olmaktan çok uzak seyrettiğini üzülerek izliyoruz. Aşamalı bir şekilde Abhazya'yı ilhak etme planları yürüten Rusya, öteden beri bir koyup üç kazanma derdiyle Abhaz diasporasını Kafkas Diasporası içinde bir Truva Atı'na çevirmek istiyordu.

Devamını oku...

Yardım Gemilerine Yapılan Saldırıyı Kınıyor, Kafkas Diasporası’nı İnsanlıktan Yana Tavır Göstermeye Davet Ediyoruz!

Share
Yardım Gemilerine Yapılan Saldırıyı Kınıyor, Kafkas Diasporası’nı İnsanlıktan Yana Tavır Göstermeye Davet Ediyoruz!
 
“Tahammül etmek zorunda kaldığımız vahşet bizim için yeni değildir. Biz Stalin’in tuz madenlerini, dikenli tellerle çevrili ve gardiyan kuleli kamplarını, isimsiz mezarlarını hatırlıyoruz, biliyoruz. Vatanımızdan sürülmenin ve soykırımın acılarını biz tattık. Maruz kaldığımız dehşetlerden dolayı bu durumlara maruz kalanlarla korkunç bir ortak paydamız var, biz onları hemen tanırız. Dachau ve Auschwitz’de fırına atılan iskelet halindeki Yahudileri ve Romanları, Nanjing’de süngülenenleri, Biafra’daki gözleri korkudan büyümüş çocukları, My-Lai’da namlunun ucunda yalvaran anne ve bebeğini, hardal gazıyla boğulan Irak Araplarını, Interhamwe’nin bıçaklarıyla Kigali yolunda doğranan Rwanda'lı Tutsileri biz tanırız, anlamsız cinayetler tarihinde onlar bizim şehit kardeşlerimizdir.”
Aslan Mashadov
 
İsrail Ordusu, 31 Mayıs sabahının erken saatlerinde, Gazze’ye ulaştırılması hedeflenen insani yardım filosuna saldırdı. Filonun hedefi Filistin’e uygulanan ambargoyu kırmak ve onlara yalnız olmadıklarını göstermekti. İsrail ordusu, onlarca ülkeden yüzlerce gönüllünün bulunduğu gemilere düzenlediği kanlı saldırıyla ardında çok sayıda ölü ve yaralı bıraktı. Olaylar dünyanın gözleri önünde yaşanıyorken; ölü ve yaralı sayısının dahi tam olarak netleşmediği saldırıyla, uluslar arası kamuoyunun vicdanı yeniden sınanıyor.
 
Katliamlarla insanları yerlerinden süren, ablukalarla toplumun direncini kırmaya çalışan bu zihniyeti Kafkasyalılar olarak çok iyi tanıyoruz. O unuttuğumuz topraklarda çocuklar, kıtlık yüzlü katilin gölgesi altında büyüyorlar. Filistin’de açlık, yoksulluk kol geziyor; Filistin’de ölüm kol geziyor! Zulme göz yummak, onu kabul etmek ve gelecek katliamlara izin vermektir. Bir parça toprak için insanları katleden, bebeklerin yüzünü kana bulayan, özgürlüğü tüketmeye çalışan katilleri tanıyoruz.
 
Kafkas Diasporası’na Çağrımızdır:
 
Özgürce, onurlu ve eşit bir yaşam tüm halkların hakkıdır, dava yalnızca Filistin’in değil tüm insanlığın davasıdır. Tarih bize bağımsızlığın, özgürlüğün, anavatanda dalgalanan bayrağın değerini, bizi onlardan mahrum bırakarak acımasızca öğretti. Dünün mazlumları bugünün zalimlerine dönüşürken bugünün kurbanları için herkesi ayağa kalkmaya davet ediyoruz!
 
Zulme karşı tek yürek tek ruh!
 
Kafkasya Forumu
31.05.2010

Basın Bildirisi - 22 Mayıs

Share
Dün ve bugün, Türkiye’de ve bulunduğumuz pek çok ülkede, binlerce Çerkes ve diğer Kafkasyalılar Rus temsilcilikleri önünde toplanıyor ve sesimizi yükseltiyoruz!  Tüm Kuzey Kafkasya’ya yayılan 300 yıl süren bir özgürlük mücadelesi ardından soykırım ve sürgünle halkını yitirmiş, toprakları işgal edilmiş Çerkesya’yı hatırlatmak ve mücadelemizin sürdüğünü ilan etmek için buradayız.
 
Çarlık Rusyası’nın 18. ve 19. yüzyıllarda uyguladığı vahşi sömürgeci yöntemleriyle artık direnemeyecek hale getirilen Kuzey Kafkasya halklarının mücadelesinin sona ermesinin ardından, Kuzey Kafkasya'nın ayakta kalan son siyasi yapısı Çerkesya ve halkını farklı bir son bekliyordu. Adige, Ubıh ve Abaza boylarını sürgün ve imha yollarıyla topraklarından topyekûn silmeye kararlı olan Rusya, amacına ulaşmak için bütün dünyanın gözleri önünde yıllarca süren bir soykırımı gerçekleştirdi. Köy ve şehirlerin de imha edildiği soykırımda yüz binlerce insanımız katledildi. Yüz binlercesi ise yarıdan fazlasının hayatına mal olacak kadar kötü koşullarda dönemin Osmanlı topraklarına sürgün edildi.
Devamını oku...

ÇERKESYA ARTIK VAR!

Share
ÇERKESYA ARTIK VAR!
 
“Savunmaları ile ölümsüzleştirdikleri sahillerden kaçış başladı. Çerkesya artık yok. Dağlardaki artıkları da askerlerimiz yakında temizleyecek ve savaş kısa zamanda sona erecek...”
St.PETERSBURG GAZETESİ
 
Rus gazeteleri, Kuzey Kafkasya halklarının 300 yıllık bağımsızlık mücadelesinde ayakta kalan son siyasi yapısı Çerkesya Meclisi’nin ezilişini, Rusya’ya bu şekilde duyurmuştu. Kbaada’da yaşanan son büyük çarpışmayla, Kerç boğazı’ndan Soçi’ye, kıyı boyundan Mezdeug’a kadar tarihi Çerkes topraklarında halklarımızın sürdürdüğü varlık mücadelesi fiilen son bulmuş oldu. Artık geriye ne Çerkes Milli Meclisi, ne de Çerkesleri  koruyacak bir ordu kalıyordu. Rus gazetelerinde temizleneceği söylenen artıklarsa, Çerkes halkından geriye kalan savunmasız kabilelerden başkası değildi.
 
Tarihin kaydettiği en acımasız soykırımla halklarımız Çerkesya kıyılarından söküldü. Adige ve Ubıh halkları ve Adler’e kadar Abaza boylarını kapsayan katliamlarla pek çok boy yeryüzünden silindi. Sürgünle anavatanından uzaklaştırılan Çerkesya halkları önce Karadenizin azgın dalgalarına, ardından da açlık ve salgın hastalıklara yüz binlerce can verdi. Tarihçi Abramov, Kafkas Dağlıları adlı eserinde yaşanılan trajediyi  şöyle tarif ediyordu:
“O zamanlar dağlıların başına gelenleri anlatmaya sözcüklerin gücü yetmez. Binlercesi yollarda, binlercesi açlık ve sefaletten öldüler. Kıyılar ölü ve ölmek üzere olan insan doluydu. Annesinin soğumuş cesedinde süt arayan yavrular, donup öldüğü halde çocuğunu kucağından bırakmayan analar ve sırf ısınmak için sıkışarak yattıkları yerde birlikte donarak ölen gruplar, Karadeniz sahilinde olağan manzaralardı...”
 
Topraklarını işgal edip, soykırım ve sürgünle yok ettiği bir halktan sağ kalanlara artık muamelesi yapan bu zihniyet bugün hala Rusya’da hüküm sürüyor ve bir yandan eski günahlarını örtmeye çalışırken bir yandan da bu günahlara yenilerini ekliyor. Rus propaganda aygıtı, vatanında kalmayı başaran Çerkesleri ve Çerkes diasporasını Rusya ile gönüllü birliktelik yalanlarıyla kendi tarihinden kopararak pasifize etmeye çalışırken; Çerkes soykırımının en dehşetli sahnelerine tanık olan Soçi ve Kbaada’nın kanlı tarihini olimpiyat oyunlarıyla örtmeye çalışıyor. Bir soykırım bölgesi olan öz be öz Çerkes şehri Soçi’yi dünyaya bir Kazak şehri olarak sunmak niyetinde olan Rusya, 300 yıllık bir savaş ardından, 150 yıldır Çerkesya hayaletiyle kavga halindedir. Örtbas etmek istedikleri gerçek ise Çerkesya’nın Çerkeslere ait olduğudur.
 
Kaybedilen savaş ve terketmek zorunda kaldığı vatanı ardından, Çerkesya Meclisi’nin son lideri Hacı Girandük Berzeg şöyle söylüyordu:
“ …Bir gün atımın üstünde ve kılıcım elimde yurduma geri döneceğim… Eğer dönemeden ölecek olursam, bedenimden hiç değilse bir parçayı Anayurduma getirin ve köyümün mezarlığına gömün!..”
 
Gerçek, Çerkesya lideri Hacı Giranduk Berzeg’in kişiliğinde ete kemiğe bürünen, özgürlük ruhu ve vatan sevgisinin Çerkes diasporası üzerindeki etkisidir. Gerçek, önce Abhazya ardından Çeçenya’da yaşanan savaşlarda tüm gücüyle kardeşlerinden yana saf tutan Çerkes diasporasının varlığıdır. Gerçek şimdi artık kimliği tehdit edilen ve üzerindeki baskı her geçen gün artan Çerkes halkının, kendi tarihsel mücadelesi için sahneye çıktığı ve varlığını tüm dünyaya haykırmaya hazırlandığıdır. Gerçek, Ruslar’ın zafer günü olarak kutladıkları 21 Mayıs’ın artık üzerinde Çerkesler’in yaşadığı tüm ülkelerde Rusya’ya karşı direniş günü haline geldiğidir.
 
Gerçek, yok ettiklerini sandıkları Çerkesya’nın varolduğudur.
 
Gerçeği haykırmaya 22 Mayıs’ta Taksim’e!
 
KAFKASYA FORUMU
 

Büyük Lider Cahar Dudayev’in Şehit Edilişinin 14. Yıldönümü

Share
Büyük Lider Cahar Dudayev’in Şehit Edilişinin 14. Yıldönümü
Cahar Musayeviç Dudayev (1944-1996) Çeçen İçkerya Devleti’nin kurucusu ve ilk devlet başkanıdır. Dudayev’in arkasında kenetlenen Çeçen toplumu, özgürlük iradesini bütün dünyaya ilan etti ve onun liderliğinde kendi bağımsız Çeçen İçkerya Devleti’ni kurdu.
 
Dudayev, halkını her ne kadar emperyalist Rusya’nın işgalinden korumaya çalıştıysa da engellendi ve artık kaçınılmaz hale gelen savaşta ordusuna başarıyla kumandanlık yaptı. Onun liderliğindeki Çeçen toplumu, işgalci düşmanını 1996’da çekilip barış anlaşması yapmaya zorladı.
 
Büyük lider Dudayev, bu zaferden kısa bir süre önce, 1996 yılının 21 Nisan’ında işgalci Rus ordusu tarafından şehit edildi.
 
Çeçenya ve Kafkasya’nın özgürleşmesi için bugün devam eden mücadele, parçalara bölünmüş toplumun birleşmesine muhtaçtır. Bu bağlamda, şehadetinin 14. yıl dönümünde Cahar Dudayev’in değerini daha da iyi anlıyor, onu en derin saygılarımızla ve rahmetle anıyoruz.
 
Kafkasya Forumu
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 9
Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Bağımsızlık Bildirgesi 21 Mayıs
Aslan Mashadov Cahar Dudayev
www.olympicgenocide.org Vladimir Putin
Politkovskaya, Yevloev, Markelov