Kafkasya Forumu

     

Varoluş Mücadelesi’nden Bağımsızlık Savaşlarına: Abhazya ve Güney Osetya

e-Posta Yazdır PDF
Share

Çeçen Vostok birliğinin Tshinval'i Gürcü kuvvetlerinden temizlediği saatlerde, Rus televizyonu, Çeçenlerin açtığı yoldan Osetya'ya giren Rus tanklarını görüntülüyordu. Rus ordusunun yeni misyonu belliydi: "Kurtarıcılık". Her gün Moskova sokaklarında saldırıya uğrayan, öldürülen, aşağılanan ve kuşkuyla karşılanan Kafkasyalılar bir anda Ruslar için kurtarılması gereken vatandaşlar oluvermişti. G. Osetya'da sığınaklarda saklanan insanlarla telefon bağlantısı kuruluyor, Rus ordusunun hayatlarını kurtarmak için savaştığı kendilerine aktarılıyordu. Sahneler bir film setinden dahi bu kadar iyi kurgulanamazdı. Üstelik hangi film setinde insanlar ölür, gerçek çığlıklar ve gerçek korkular yaşanır ki!

Rus televizyonuna teşekkürlerini sunan annesinin kucağından yanağını okşayan Rus askerine bakan Oset çocuğunu görünce, Fenerbahçe mülteci kampına gittiğim ilk gün geldi aklıma. Çeçenler, Rusların yoğun Caharkale bombardımanı sırasında evlerin zeminlerinde açtıkları çukurları ağır demir plakalarla kapatarak oluşturdukları iptidai sığınıklarda barındıklarını anlatmışlardı. Aileler, çocuklarının içinde çukur olmayan bu barakalarda kendilerini tedirgin hissettiğini söylüyordu. Bağımsızlık istediği için Çeçenya'yı yerle bir edip 20. yy'ın son soykırımına imza atan Rus ordusu, bir başka soykırımın önüne geçmek için Gürcistan'ın karşısına dikiliyor. Tarihsel gerçekleri bir yana bırakırsak, tek başına bu ironi bile Rusya'nın stratejik hesapları üzerine kafa yormamız gerektiğinin bir kanıtı.

Rusya tarihsel olarak, Gürcü emperyalizmini Kafkasya stratejisinin bir parçası olarak kullanma konusunda oldukça deneyimli. Koşullarını kendisinin belirlediği bir savaşta çıkarları için attığı adımları dünyaya bir kurtarıcılık misyonuyla yutturmaya çalışan Rusya için son savaş ayrıca kendi kamuoyunu da aldatmak için bir araç haline geldi. Rus milliyetçiliğinin kararmış vicdanını ne kadar paklar bu operasyon bilemiyoruz ancak mağdurları Rusya'nın gerçek yüzünü gayet iyi biliyor. Buna Abhaz ve Oset halkları da dahil. Bizim asıl dikkat etmemiz gereken tehlikeyse Rusya'nın son 15 yılda Abhazya ve G. Osetya'nın açmazını diasporaya gönüllü bir tercih gibi sunma staratejisi. Şimdiye kadar özellikle kalabalık Abhaz diasporasını bu doğrultuda manipüle etmek için kullanan Rusya'nın en önemli enstrümanı DÇB ve diasporadaki uzantıları olmuştu. Rusya'nın Abhazya ve Güney Osetya'nın bağımsızlığını tanımasını, bir minnettarlık rüzgârı yaratmak için araç edinmelerine bakılırsa bu çevrelerin bu konuda artık giderek daha pervasız davranmalarını da bekleyebiliriz.

Diasporanın bu oyuna gelmesi onu siyaseten Rusya'nın güdümüne sokacak değil. Diaspora kimliğiyle taban tabana zıt böylesi bir gelişmenin gerçekleşmesi, ancak zaten temel amaç diasporayı Rusya destekçisi siyasi bir atmosfere sokmak değil, onun siyasi çarklarını tıkayarak folklör ve ekonomi alanına hapsetmek. Diaspora kurumlarının yönetimlerinin tüccarların elinde bulunması ve faaliyetlerin folklörün ötesine geçememesi de bu stratejinin büyük ölçüde başarılı olduğunun bir göstergesi. Anavatanın tercihine saygı duyma yanılsamasıyla yaratılan bu ataletin karşısına dikilmek için tarihsel olarak da güncel olarak da yeterli argüman mevcut. Meselemiz, bu argümanların toplumla buluşmasını sağlayacak bir iradenin bilinçli bir şekilde mücadele etmesiyle gerçek mecrasına oturacaktır.

Bu noktada Abhazya ve Güney Osetya'nın zorunlu Rusya tercihlerinin ve bu tercihlerin diasporadaki sorunlu algılanışı üzerine de birkaç cümle kuralım. Kafkasya'nın diğer bölgelerinden farklı olarak Abhazya ve Güney Osetya'nın sorunları içiçe yaşadıkları diğer Kafkasya halklarıyla toprak ve iktidar paylaşımına yönelik Rusya tarafından yaratılmış sorunlardan ziyade, Gürcistan emperyalizminin bitmek bilmeyen saldırıları. Son yüzyılda Rusya tarafından, itaatinin bir bedeli olarak Gürcü emperyalizmine sunulan Abhazya ve Güney Osetya halkları hafızalarında çok ciddi saldırıların izlerini taşıyor. Aydınların katledilmesinden, kimliğin topyekun yokedilmesine dek uzanan bu ağır saldırılar döneminde her iki bölge de kültürel direnişe geçerken, Rusya otoritesinin zayıfladığı her dönemde Gürcistan'a karşı ayaklandılar. Özellike Abhazya'nın son yüzyıllık politikası, Rusya ve Gürcistan arasında bir denge politikası haline geldi. Ancak varoluş mücadelesini yeri geldiğinde Rusya'ya karşı da verdiler. Bugün, Rusya tarafından bağımsızlığı tanınmış Abhazya'nın başında bulunan hükümetin Rus ordusuyla karşı karşıya gelmek pahasına Abhaz halkınca seçildiğini hatırlatmamız bu direnişin farklı bir boyutunu gözler önüne sermek için yeterli olacaktır.

Bu direnişi kavramak diasporanın stratejsini belirlemek açısından son derece kritik bir önem arzediyor. Her iki halkın da varoluş mücadeleleri sürekli bir şekilde hem Rusya hem Gürcistan'a karşı seyrediyor. Bu direniş gerek Abhazya gerek G. Osetya için Kuzey Kafkasya'dan aldıkları destek sayesinde Gürcistan'a karşı silahlı direniş haline gelebiliyor. Kabul edilmesi gereken gerçeklik şudur: Dağlı gururu halklarımıza "Candan önce Onur" sloganını dağlarına yazdırıyor olsa da, her iki halkımız da neyi onur meselesi yapıp neyi yapmayacakları konusunda tasarruflu davranıyorlar. Rusya'nın büyük bir iç savaşla sarsıldığı devrim yıllarında, soykırım ve sürgünle nüfusunun yüzde 90'ınını kaybetmesine rağmen bütün Kuzey Kafkasya'nın ayaklanarak bağımsızlık ilan ettiğini göz önüne getirirsek, Rusya'ya karşı verilen varoluş savaşının hangi koşullarda bağımsızlık savaşına dönüştüğünü anlayabiliriz.

Kafkasya'da varoluş mücadelesi vermeyen diasporanın önemli sorunlardan biri de mücadele tahayyülünü bağımsızlık savaşlarından ibaret oluşturması. Süreli bağımsızlık savaşlarının temelinde sürekli varoluş mücadelesinin yattığını görmeden rasyonel bir mücadele zemin oluşturmak da mümkün değil. Oysa Kafkas halklarının direniş tarihi güçlü etnik duygusunun verdiği öz güvenle her zaman bağımsızlık savaşlarıyla değil, zaman zaman sesini yükselterek, zaman zaman sadece susarak sessizce gerçekleşti. Bugün Gürcü hegemonyasına karşı hayatları pahasına mücadele eden halklarımız kuşkusuz ki mücadelelerini sabırla Rusya'ya karşı da sürdürecekler. Bu zorunlu tercihlerin teslimiyet olmadığını ve mücadelenin hala devam ettiğini diasporaya anlatmak ve acilen tarihi sorumluluğunu sırtlanabileceği bir noktaya taşımak zorundayız.


Hraça Alper Kahraman

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Bağımsızlık Bildirgesi 21 Mayıs
Aslan Mashadov Cahar Dudayev
www.olympicgenocide.org Vladimir Putin
Politkovskaya, Yevloev, Markelov