23 Şubat Dünya Çeçen Günü’nde İstanbul’da yaşayan bir grup Çeçen’in Rus Konsolosluğu önünde bir basın açıklaması yapacağı haberini alınca aynı günün akşamı gerçekleştirilecek olan basın açıklamasına katılmak için altı arkadaş Rus konsolosluğu önünde hazır bulunmuştuk. Selamlaşmanın ardından pankart ve dövizler dağıtılmıştı. Çeçenlerin arasında Gürcülerin de yer aldığını fark etmiştik ama Gürcü Bayraklarının Çeçen Bayraklarıyla beraber açılması gibi bir durum son dönemdeki Çeçen-Gürcü yakınlaşmasına rağmen ihtimal dahilinde değildi. En azından bizim için. Gürcü bayrakları açılınca basın açıklamasını organize eden Çeçen mülteciye “bunlar hesapta yoktu” gibilerinden bir şeyler söylemiştik. Vermiş olduğu yanıt ise mealen “Onlar da Rusya’ya karşı savaşıyor. Birlik, beraberlik vs..” şeklindeydi. Bunun üzerine, bu şartlar altında basın açıklamasına destek veremeyeceğimizi söyleyip geri çekilmiştik biz de…* * *
Diasporanın gündemi geçen hafta sonu Tiflis’te gerçekleşen ‘Gizli Halklar, Devam Eden Suçlar: Geçmiş ve Gelecek Arasında Çerkesler ve Kuzey Kafkasya Halkları’ konferansına odaklanmış durumda. Gürcistan’ın Kuzey Kafkasya diasporasına sızma girişimlerinin tavan yaptığı bir dönemi, Türkiye Çerkes diasporası ustalıkla atlatabilmesini bildi. En azından örgütlenmeler bazında. Diasporanın şartı ise açık ve netti: Abhazya ile ilişkiler düzelmeden Çerkes diasporasından Gürcistan’a vize yok!
Sürecin diasporaya aktarılışı ve ardından gelen yorumlar ise kafa karışıklığının en bariz göstergesiydi. Diaspora bir ikilemle baş başa bırakılmıştı. Bir tarafta Gürcistan’ın hamlesini kaçırılamayacak bir fırsat olarak değerlendirip, sürece balıklama dalanlar; diğer tarafta ise Rusofil güdülerini, sözde birleşikçi güzellemeler ardından pazarlayarak Tiflis-Washington hattına alternatif olarak, perde arkasından Sohum-Moskova hattını, fırsattan istifade çilekli pasta eşliğinde diasporaya sunmaya kalkanlar.
Birinci tayfanın hamlesini kendi içlerinde kısmen de olsa meşru kılan aslında Türkiye’deki Abhaz diasporasını temsil ettiğini iddia eden kurumların -ki sayıları birden fazla- her fırsatta çıkarlarının farklılaştığını dile getirmeleri. 21 Mayıs Organizasyonu toplantısına katılan Abhaz Derneği’nden bir yetkili, Rusya’yı açık hedef alan bir bildirinin altına imza atamayacağını, Abhazya’nın çıkarlarının diğer Kafkasya Halklarından farklılaştığını söylemişti. Yanlış değil, yalan söylüyordu. Kafkasya’daki sorun, tüm etnik kimliklerin kendilerini ifade olanağının türlü iktidar mekanizmalarınca baskı altında tutulmasıydı. Gürcistan bunda bir faktördü. Eyvallah bunda zaten hemfikiriz. “Pekiyi ama Rusya?” sorusunun en azından günümüz koşullarındaki absürdlüğünün de farkındayız. En azından Abhazya için. Garip olan ve bizim reddettiğimiz şey ise bu farkındalığın ve dayatılan ikilemle birlikte önerilen “mutlak” bir teslimiyetin “aklı-selim” şeklinde lanse edilmesi.
Yani Soner Gogua’nın yaptığı şekilde. Dinleyelim: “Nihai amacımızın anavatana vereceğimiz destek olması gerekmektedir. Bugün ne Çerkes Soykırımı söylemleri , ne de 2014 Kış Olimpiyatlarına Hayır kampanyalarının bize , ortak davamıza kazandıracağı hiçbir şey yoktur , kendi kendimizi tatmin etmekten başka. Oysa zararları çok olacaktır.Anavatanla diaspora ilişkilerinin bozulması , Rusya Federasyonu ile hükümetlerimizin aralarının bozulması gibi. Bu sebeplerden dolayı sizlerden ricam yaptığınız ve yapacağınız söylem ve çalışmalarda ülkelerimizin çıkarlarına göre hareket etmenizdir.”
Bu noktada Sn, Gogua’ya sorulması gereken soru, Rusya Federasyonu’nun politikalarını kendisinin ya da Sergey Bagapş’in “iyimser” yaklaşımlarına göre mi düzenlediğidir? Bu soruya verilecek yanıt ise hepimizin malumu: “Keşke”. Bagapş’tan Putin’e deyim yerindeyse posta koymasını bekleyecek kadar da saf değiliz ama diaspora, Gürcistan’ın kendi içerisine sızma girişimlerine alet olmadığı gibi en az bunun kadar önemli, Rusya’nın Abhazya ve entegre kurumlar üzerinden kendisine çeki düzen verme çabalarına da alet olmamalıdır..
Uzatmayalım, süreç kısaca şu: Abhazya çıkış yolu arıyor. Gürcistan’la olmaz, olmamalı da ama Abhazya Rusya’yı da istemiyor. Yapamaz Rusya ile Abhazya, gönlü razı değil buna. Çıkış yolu diaspora ama entegre kurumlar çoktan Lavrov’a bazı sözler vermiş durumda. Candemir’in Lavrov ile görüşmesini hatırlayalım. Görev, Abhazya ve Abhazya’nın bugünkü durumu ile yakından ilitili Adige-Abhaz kardeşliği kartı kullanılarak, sadece Çerkesler değil, tüm Kafkasya diasporasının özellikle Soçi Olimpiyatları öncesi pasifizasyonu. Rusya için getirisi ise milyonlarla ifade edilen diasporanın “soykırım” diyerek ayağa kalkmasının önlenmesi! Yani olay, ne Gürcistan’daki konferansı büyük bir iştahla selamlayanların Abazalardan “afedersiniz ama biz işimize bakmalıyız” şeklindeki en hafif tabiriyle “tiksindirici” ricaları, ne de Abazaların istemeyerek de olsa daha dünkü savaşı ne çabuk unuttunuz diyerek Adigeler üzerinden entegre kurumları aklaması. Sıkıntı yazıda daha önce de belirtildiği gibi diasporanın bir ikilemle baş başa bırakılması. Kazananlar ise Abhazya’yı bugünkü yalnızlığına mahkum edenler yani 21 Mayıs Günü Rus Konsolosluğunu teğet geçerek Atatürk anıtına çelenk bırakanlar!
Gürcistan’daki konferans yakın dönemde göreceklerimizin yanında hiçbir şey değil! Çerkes Soykırımı önümüzdeki birkaç yıl içinde Soçi Olimpiyatları vesilesiyle gündeme zaten gelecek ve tüm dünya “Çerkes Sorunu” ile zaten yüzleşecektir. Onun için konferansı bırakıp gerek Abhazya’nın gerekse de Çerkesya’nın önünü tıkayanları sorgulayalım derim.
Tüm bunların ötesinde, diasporada yaşanan gerilim ise Çerkesya’nın “doğum sancısı” gibi geliyor bana. Bu çocuk doğacaktır, doğmalıdır ama “sağlıklı” bir şekilde. Etnik kimlikleri kimi zaman göz ardı eden paralel bir “uluslaşma” sürecine tepkinin ifadesi olarak. Ama, Abhazya’sız, Çeçenya’sız, Çerkesya’sız vs. bir Kafkasya eksiktir. Her biri Kafkasya’nın tam orta yerindedir. Merkezindedir. Çözüm ise gerek diaspora gerekse Kafkasya için, “Kültürel çoğulculuk, Politik Dayanışmada” saklı gibi.
Son olarak, 21 Mayıs yaklaşıyor, İstanbul’daki Rus Konsolosluğu ise sıkılı yumruklarıyla diaspora öznesini bekliyor. Orada görüşelim.
Abziyaras…
Mevdudi Bayçora
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
30.03.2010









