Kafkasya Forumu

     

NIEKX - YAŞAYAN ANLATSIN !

e-Posta Yazdır PDF
Share

İşte böyle diyerek başladık yolumuza… “Yaşayan anlatsın” dedik ve kameramızı tanıklara çevirdik. Amacımız, geçmişten günümüze uzanan, kimi zaman coşku dolu anların, kimi zaman ağır trajedilerin yükünü taşıyan hikayeleri, adına “Niekx”, yani Çeçençe “yol” dediğimiz bu röportaj serisiyle ölümsüz kılmaktır.
 

JavaScript is disabled!
To display this content, you need a JavaScript capable browser.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Proje Marsho

PROJE TANIMI

Rusya’nın, 1994 yılından beri Çeçenya’da sürdürdüğü soykırım ve sürgün politikasının bir sonucu olarak mülteci veya sığınmacı konumuna düşen Çeçen halkının haklı mücadelesini dünyaya anlatılması, sürgündeki yaşam koşullarının, hukuki, sosyal ve ekonomik haklarının iyileştirmesi. İlgili sivil toplum kuruluşları ile birlikte küresel bir dayanışma ağı oluşturmayı hedefleyen sivil bir çatı örgütlenmesi oluşturulması.

PROJE ALANI

Faaliyetlerine Türkiye’de başlayacak olan Proje Marşo, öncelikle Türkiye’de bulunan Çeçen Sığınma Kampları ve evlerinde faaliyet gösterecektir. Siyasi, kültürel, akademik ve ekonomik hedefler kapsamında, Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları, Akademik Kurumlar, ilgili Devlet Kuruluşları, BM ve Medya kuruluşları başlıca faaliyet alanlarını oluşturmaktadır. Proje Marşo’nun temel hedef olarak benimsediği uluslararası bir örgütlenmenin kurulması çerçevesinde, Çeçen mültecilerin dağıldığı ve konuyla ilgili çalışma yürüten sivil toplum kuruluşlarının mevcut olduğu tüm ülkeler faaliyet alanına girmektedir.

Projenin Gerekçeleri

Çeçen Mülteciler

1994 yılında Rusya’nın Çeçenya’yı işgal girişimiyle başlayan insanlık dramının en önemli boyutlarından biri neredeyse bütün bir halkın yurdundan sürülerek mülteci durumuna düşürülmesidir. Savaşın giderek şiddetini arttırmasıyla Çeçen sığınmacılar olumsuz koşullar altında yaşadıkları Rusya Federasyonu’na bağlı diğer bölgeler ve eski SSCB coğrafyasını da terk ederek, daha elverişli koşullar bulabilmek amacıyla dünyanın dört bir yanına dağılmışlardır. Bugün Japonya’dan ABD’ye kadar pek çok ülkede çeşitli sayıda Çeçen sığınmacı hayatta kalma mücadeleleriyle kimliklerini koruma mücadelesini eş zamanlı olarak sürdürmektedirler. Tamamen yaşadıkları ülkelerin kendilerine sunduğu olanaklara bağımlı olarak, alışık olmadıkları kültürel dokular içinde, örgütsüz ve dağınık bir şekilde yaşamlarını sürdürmekte olan mülteciler giderek toplumsal aidiyetlerini yitirmekte ve dağılma süreci hızla etkisini hissettirmektedir. Bireysel kurtuluş arayışlarının giderek ön plana çıktığını gözlemlediğimiz bu süreçte Çeçen mültecilerin örgütlü ve kolektif bir mücadele içine girmesi sadece Çeçen davasının başarıya ulaşması için değil Çeçen Kimliği’nin korunması açısından da kaçınılmazdır.

Sivil Toplum Kuruluşları

Mültecilik koşulları altında yaşayan Çeçenlerin sığındıkları ülkelerde kendi başlarına etkin bir diaspora özelliği göstermeleri mümkün olmasa da ilişkide oldukları kurum ve kuruluşlarla bu etkiyi yaratma şansı bulunmaktadır. Çeçen mültecilerin yaşadığı hemen her ülkede Çeçenya konusunda duyarlı STK’lar bulunduğu gibi mültecilerin olmadığı pek çok ülkede de konuyla ilgili çeşitli boyutlarda organizasyonlar faaliyet göstermektedirler. Mültecilere yönelik destek projeleri geliştirmek ötesinde pek sesini duyuramayan bu organizasyonlar genellikle birbirilerinden kopuk bir şekilde faaliyet göstermekte ve siyasi örgütlenme konusunda da eksik kalmaktadırlar. Bu örgütlenmelerin asgari siyasi müştereklerle birleşerek ortak faaliyet geliştirmeye başlamaları uluslararası bir nitelik arzeden Çeçenya’nın bağımsızlığı meselesini yerel faaliyet alanlarına sıkışmaktan kurtaracak bir girişim olacaktır.

Rus Dezenformasyonunun Kırılması

Özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra değişen global dengeleri de gözeterek Çeçenya’da yürüttüğü kirli savaşı meşrulaştırmak için her yola başvuran Rusya Federasyonu’nun en önemli çabalarından biri Çeçen halkına karşı yürüttüğü insanlık suçlarını gizlemek oldu. Çeçenya içinde ve dışında Çeçen liderliğinin mücadelenin askeri boyutlarına odaklanmış olması sebebiyle, şimdiye kadar sivil ve insani boyutu yeterince işlenemedi. Çeçen Ulusal Bağımsızlık Savaşının siyasi meşruluğunun yanı sıra, bu mücadelenin tarihsel bir halk mücadelesi olduğu ve Rusya’nın Çeçen halkına karşı insanlık suçu işlediğinin dünyaya sürekli anlatılması gerekmektedir. Bu olanakların bir an önce yaratılması, tüm kitle iletişim metodlarının devreye sokulması, etkili bir propagandayla gerçeklerin dünya kamuoyuna ulaştırılması, Rusya’nın dezenformasyon çabalarını kırmak için kaçınılmazdır.