Kafkasya Forumu

     

Murat Berzeg Söyleşisi

e-Posta Yazdır PDF
Share

Kafkasya Forumu: Çerkes Kongresi Türkiye’de yeteri kadar tanınmıyor. Kongrenin kuruluş süreci ve amaçlarından kısaca bahseder misiniz?

Murat Berzeg: Dünya Çerkes Birliği’nin (DÇB) kuruluş amaçları Adige sorunlarıyla ilgilenmek, bu doğrultuda siyaset üretmek ve Adigeler’i anavatanlarına döndürmek konusunda müspet çalışmalar yapmaktı. Ancak Kalmukov’dan sonra yönetime gelenler sadece kültür ve oyun diyerek DÇB’yi gerçek kuruluş amacından saptırdılar. 15 yıldır Adige sorunlarıyla uğraşmıyorlar ve kuruluş amacının tamamen dışında faaliyet gösteriyorlar. Bugün 100 kadar Adige Xase var. Ancak bunların hiç biri Adigeler’in temel ve en önemli sorunları ile uğraşmıyor.

Adigeler’in başından geçen tarihi talihsizlikleri ve yarınlara yönelik yapılması gerekenlerin sözcülüğünü birilerinin yapması gerekiyordu. Bu yüzden mevcut Xaselerden ayrılarak yeni bir oluşum için harekete geçtik. Çerkes Kongresi hareketi sözünü ettiğim amaç doğrultusunda iki yıl önce kuruldu.

St. Petersburg, Tiflis ve Rostov’da bulunan Rus Arşivlerden ulaşabildiğimiz kadarıyla tarihi belgeleri elde ettik. Bu elde ettiğimiz dokümanlarla hukuki bir metin hazırlayarak Adige halkının uğratıldığı tarihi felaketleri kaleme aldık. Bundan sonra açıkça ve tutarlı bir şekilde Adigeler’in yapması gereken şeyin “Soykırım”ın tanınması için uğraş vermeleri olduğuna inanıyoruz.

Sözünü ettiğimiz şey bir savaş değil tamamen soykırımdır. Rusya işgal ettiği topraklardaki kadın çocuk ayrımı yapmadan silahsız halkı soykırıma tabi tutmuştur. Bu, savaşla açıklanamaz, savaş ayrı bir şeydir. Silahlı güçlerin karşılıklı eylemleri savaştır. Ama burada söz konusu olan silahsız, savunmasız halkın katledilmesidir. Bunun adı da jenosittir-soykırımdır. Jenosidi suç sayan uluslararası hukuk belgelerinde Rusya taraftır, imza atmıştır. Bu konuda tartışılacak bir şey yoktur. Uluslararası hukuk açıktır. Biz Rusya’ya durumu açıkça ifade ettik. Duma’ya başvurduk. Duma hayır dedi. 19. yüzyıldaki soykırımı tanıyın dedik. Bize 1920’li yıllarda Rusya’yı terk edenler arasında sizler yoksunuz dendi. Yani Duma bize kendilerine sormadığımız bir konuda yanıt verdi.

Bizde birçok ülkeden Çerkesler bir araya gelerek soykırımın tanınması için Avrupa Parlamentosu’na başvurup dilekçe verdik. Avrupa Parlamentosu’ndan Çerkes Soykırımını tanımasını istedik.

Kafkasya Forumu: 21 Mayıs anma gününde burada halka gençlerin bülten dağıttıklarına şahit olduk. Çerkes Kongresi halk arasında taraftar bulup örgütlenebiliyor mu? Çerkes Kongresine halkın bakış açısı nasıl?

Murat Berzeg: Xaselere kıyasla Çerkes Kongresi üyeleri daha genç kimselerden oluşuyor. 17 yaşında üyemiz de var, 70 yaşında üyemizde var. Sözünü ettiğimiz kavramları (Soykırım-Genocide-Jenosit) gençler çok çabuk kavrıyorlar. Dolayısıyla gençlere ulaşmakta zorlanmıyoruz. Buraya okumaya gelen gençler üzerine daha da ilgiliyiz. Bu sebeple üye profilimiz daha çok gençlerden oluşuyor dersek yanlış olmaz. Önceki yıl (2005) 21 Mayısta 720 üyenin katılımıyla Adige Halk Kongresi yapıldı. Bu kongrede delegelerin tamamı Çerkes Kongresi’nin fikirlerini destekledi, buda halkın bize olan desteğini gösteriyor.

Bu günde imkânlarımız çerçevesinde 3 bin tiraja sahip bir gazete çıkarıyoruz. Bu gazeteler Çerkesk ve Nalçik’e gönderiliyor ancak talebi karşılayamıyoruz, daha çok talep var.

Kafkasya Forumu: Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes Cumhuriyetleriyle bir ilişkiniz, sizin devamınız ya da sizin görüşlerinizi savunan kuruluşlar var mı?

Murat Berzeg: Çerkes Kongresi kurulduktan hemen sonra Çerkesk’ten bir grup Adige genci bizi arayarak, “artık fayda getirmeyecek şeylerle uğraşmayacağız. Söylem ve düşüncelerinize katılıyoruz. Soykırımın tanınması için bizde organize olacağız.” dediler ve bugün orada Çerkes Kongresi var. Nalçik’te de 7 ay önce 25 genç bir araya gelerek soykırım için faaliyete geçtiler. Ancak bu kurumu henüz kanun tanımadı.

Bunlardan başka Kıyı Boyu Şapsığ Gençleri ile de irtibatımız var. Çerkes Kongresi böylece tarihi topraklarımızda örgütlenmeye başladı.

Kafkasya Forumu: Daha önce kurulan örgütlerde başlangıçta Adige’lerin sorunlarını çözmek için gayret sarf ediyordu. DÇB örneğinde olduğu gibi bu yapılar zamanla resmi devlet politikasının “doğruluğunu”(!) kanıtlamaya çalışan kurumlar haline geldiler. Çerkes Kongresi’nin de başına böyle bir şey gelmemesi için bir önleminiz var mı?

Murat Berzeg: Böyle bir durum her zaman olabilir. Gelen insanların niyetlerini, düşüncelerini önceden bilmemiz mümkün değil. Bugün sizinle hem fikir olduğunu söyleyip yarın farklı düşüncelere yönelenlere yapabilecek bir şey yoktur. Böyle şeyler başımıza geldi. Aynı durum bugün de tekrarlanabilir. Böyle bir şey olamaz diye kesin bir şey söylenemez. Zaten bugün böyle bir şey için uğraş veriyorlar. Ellerinde maddi imkânı çok fazla olan insanlar geliyorlar. Onlar birçok insanı yönlendirebiliyor ve korkutabiliyorlar. Bundan dolayı sözünü ettiğiniz durumla karşılaşamayız diyemem.

Kafkasya Forumu: Çerkes Kongresi mücadelesinin merkezinde Çerkes Soykırımının yasal olarak kabul ettirilmesi bulunuyor. Ancak “Maykop kalesinin kuruluşunun 150. yılı”, “Adigeler’in Rusya’ya gönüllü katılımının 450. yılı” gibi Moskova merkezli bazı etkinliklerle tarihi gerçekler çarpıtılmaya çalışılıyor. Rus Devleti büyük bütçelerle “Adigelerin Rusya ya katılışının 450. yılını” kutlamaya hazırlanıyor. Sizin bu konulardaki düşünceniz ve duruşunuz nedir?

Murat Berzeg: Maykop’un 150. kuruluşu demek onların yani Rusların buraya-Maykop’a ilk geldikleri tarihi milat kabul etmek demektir. Ruslar buraya gelmeden önce Maykop’un boş bir arazi olduğunu kimsenin yaşamadığını kabul ettirmek istiyor. Ancak Adigeler bu bölgede (Maykop’ta) 3 bin yılı aşkın bir süredir ve hiçbir fasıla olmadan yaşıyorlar. Dolayısıyla Adigeler bu duruma tepki gösterdiler.

Onlar Adigeler’i tarihi köklerinden koparıp 150 yıl ile sınırlamayı amaçlıyorlar. Yaptıkları soykırımı da güle oynaya kutlayacaklar. Amaçları bu. Böyle iğrenç bir düşünceyi kabul etmedik. Maykop vadisinde 18 köyü tamamen yok ederek Maykop Kalesi’ni kurdular. 18 köyün halkının çok büyük kısmı köylerinde hunharca öldürüldü ve yakıldı. Biz bugün böyle hunharca hayvani bir eylemi gerçekleştirenlerle beraber adeta mezarların başında güle-oynaya tavırlar sergilemeyi Adige geleneklerine uygun bulmuyoruz diyoruz. Ancak bunların bazıları sözden anlayacak türden insanlar değiller. Onlar bizi kanun, devlet zoru ile korkutup sindirmenin gayretiyle peşimize düşüyorlar. “Sizin atalarınızın manevi huzurlarında (mezarlarında) oynayacağız, itiraz ederseniz sizi de etkisiz hale getiririz” diyorlar. Bu Rusya’nın bugünkü resmi görüşüdür.

450. yılı kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz. Rusya’ya o kadar geçmiş ve eski bir tarihte gönüllü olarak katıldıysak milyonlarca Adige’nin savaşlarda, sürgünlerde ölmesi nedendir? Sebep nedir? O halde Adigeler ne için Ruslarla 100 yıl savaştı neden bu kadar kan aktı? Üstelik böyle gönüllü bir katılım olmuşsa bütün bunlar nasıl açıklanabilir? Neden o halde Adigeler vatanlarını terk ettiler? Rusya Bilimler Akademisi bile böyle gönüllü bir katılımın olmadığını ifade ediyor. Ancak bizdeki Moskova’nın sözünden çıkmayan yöneticiler “bu güzel bir şey kutlayacağız” diye 3 Cumhuriyet Adıgey, Kabardey ve Karaçay-Çerkes’te ortak karar aldılar.

Ancak bu aldıkları karar bizim savunduğumuz Jenosit gerçeğine bir karşılık olamaz bir zarar veremez. Jenosit kendi halkına da uygulanabilen bir şeydir. Adigeler kendi istekleri ile Rusya’ya katılmış kabul edilse bile bu soykırımı meşru kılmaz. Böyle bir şey suçtur. Bu bizim savunmaya başladığımız görüşlere engel teşkil edemez.

Ancak bu 450. yıl söyleminden bir fayda sağlanabilir. Demek ki Adigeler Rusya’ya katılmadan önce toprak birliği olan bir ulustu. Eğer Adigeler bir bütün olarak Rusya’ya katıldı deniyorsa bunun anlamı budur. Rusya böylece Adigeler’in bir ülkede yaşadığını kabul etmiş oluyor. Biz bu 450. yıl kabul etmesek de kendileri farkında olmadan bir Adige ülkesinin ve ulusunun varlığını kabul etmiş oluyorlar. Böylece Adigeleri toprak ve halk olarak bütün kıldılar.

Kafkasya Forumu: Rusya’nın Adigeler açısından tarihi yeniden yazmak gibi bir gayreti, girişimi var. Kremlin “Rus-Kafkas savaşları hiç olmadı” ya da “Maykop bizim buraya gelmemizle kuruldu” gibi bir politika dayatıyor. Birde tarihi Çerkesya topraklarında yapılacak olan bu 2014 Soçi Kış Olimpiyatları konusu var. Burası Çerkes tarihi için çok önemli bir yer. Soçi Kbaada Krasnaya Polyana( Kızıl Çayır) mevkisi 21 Mayıs 1864 sürgününün anlam kazandığı bir yer. Burada kış olimpiyatları yapılacak. Takip ettiğimiz kadarıyla Sayın Murat Berzeg’e soykırımı gündeme taşıdığı için önemli bir baskı olmadı. Ama bu soykırım yapılan topraklarda olimpiyat yapılamaz dediğinde kafasına silah dayandı. 2014 Kış Olimpiyatlarına karşı olmanızın temeli nedir? Gelişmelerin esası nedir?

Murat Berzeg: Orada (Soçi’de) büyük inşaatlar, büyük yatırımlar olduğu paralar döndüğü doğru. Ama bana yapılan hareket sadece Soçi Olimpiyatları ile ilgili söylemimden dolayı değildir. Hepsi beraberdir. Burada Kafkasya’da yaşayanların söylemlerini söylerseniz Rusya’ya pek sıkıntı vermiyor. Ne söylerseniz söyleyin yapabileceğiniz çok şey yok. Sizin bir şeyler yapmanıza engel olurlar. Rusya içinde istediğinizi düşünün ve söyleyin. Ancak Rusya dışında duyulacak ilgi çekecek bir şey söylediğinizde bunu kesinlikle kabul etmiyorlar. Rusya’yı korkutan budur. Olimpiyat konusu bundan dolayı önemlidir.

Putin Uluslararası Olimpiyat Komitesini davet ederek onlara bölgeyi gezdirdi ve tanıttı. Onlarla konuştu. Ama soykırımı telaffuz etmedi. Burası çok uluslu bir yer dedi. Burada Ermeni vardı, Rum vardı dedi. Onlar artık burada yok. Ruslar akıllı bir tercihle burayı iskân ettiler dedi.

Soçi’de Adigeler’inde yaşadığını onların maruz kaldığı Jenosidi ağzını açıp dile getiremedi. Bugün onların istediği insanlık değildir. Kızıl Çayır denilen mevkide son direniş Abzah, Vubıh ve Şapsığ kuvvetlerince yapıldı. Burada cesetleri çiğneyerek üzerinde tepinerek Kafkasya bizim artık diye nara attılar. Buda yetmiyormuş gibi şimdi bu tarihi mekâna tesis kuracaklar ve Başkan Putin dünyaya hiçbir şey olmamışçasına ben buraya 30 milyar dolar yatırım yapacağım. Ulusların kardeşliğini pekiştireceğim diyebiliyor.

Ulusların spor yolu ile kaynaşmasını istiyorum diyor. Bütün dünyaya böyle şeyler söyleyen Putin’in amacı tarihi topraklarımızı, mezarlarımızı bir daha asla tanıyamayacağımız şekle dönüştürmektir. Yarın Vubıh, Adige Diasporadan dönerse bu bölgede iskân edilecek yer bulunmasın istiyorlar. Bu sebeplerden dolayı Olimpiyatlar Soçi’de kabul edilemez. Mezarlarımızı talan ettiler ortadan kaldırıp inşaat alanı haline getirdiler. Bu yetmiyormuş gibi bunun dahası da var diyorlar. Bütün bu gerçeklerle olimpiyatlara karşı durulması gerektiğini düşünüyoruz.

Kafkasya Forumu: Soçi’de yapılacak yatırımlar orada yaşayan Rus ve Ermenilerden çok, Rus elit zümresine fayda getirecek gibi görünüyor. Halkın genel anlamda Olimpiyatlara desteği yok. Orada yaşayan Adige olsun Rus olsun halka olimpiyatların bir getirisi olacak mı?

Murat Berzeg: O bölgedeki az sayıda Şapsığa olimpiyatların bir fayda getireceğini düşünmüyorum. Onlar adeta köylerine hapsedilmiş gibi yaşıyorlar. Köyleri dışında toprak, orman gibi hiçbir şeyde söz hakları yok. Rus elitleri o bölgeyle daha çok ilgilenir, gider. Oradaki Adigeler’i yanlarına bile yaklaştırmazlar. Ancak kalabalık uluslar bu olimpiyatlardan çok kazanç sağlayabilirler. Ermeniler konumlarını daha da güçlendirip maddi güçlerini arttırabilirler. Adigelere ise bu olimpiyatların hiçbir getirisi olmayacaktır. Hatta Soçi ve çevresi o bölgedeki Adigeler için ulaşılması zor bir yer haline gelecektir.

Kafkasya Forumu: Diasporaya, Türkiye’ye bakış açınız nedir? Herhangi bir bağlantınız var mı?

Murat Berzeg: Bugün çok kuvvetli olmasa da Diaspora ile bağımız var diyebiliriz. İnternet teknolojisi düşüncelerimizin yayılmasında etkili olmaya başladı. Bugün meydana gelen gelişmeleri anında Diasporaya iletebiliyoruz. Amacımız bütün dünyada bizim gibi düşünen Adigelerle birlik kurmaktır. Bugün her bir Adigenin başına gelen herhangi bir olaydan haberdar olmamız lazım. Bir tek bakış açımız var. Bugün Kafkasya’daki Adigeler’in kuvvetli bir cumhuriyet olması, soykırımın tanınması Diasporanın desteği olmadan başarılamaz. Onların desteği olmadan hiçbir şey yapamayız. Bu düşüncedeyiz.

Diaspora kuvvetli bir birlik içinde olmalı. Rusya’ya tek bir ağızdan çok sesli olmadan söylemde bulunmalılar. Her kafadan bir ses çıkmadan tek bir ses olarak Rusya’yı muhatap almalılar. Yoksa başaramayız.

Kafkasya Forumu: Diasporada ki faaliyetlerin Kafkasya’ya olan etkisiyle ilgili somut bir örnek verebilirmisiniz?

Murat Berzeg: Tabi ki. Eğer Diaspora sesini yükseltmeseydi bugün cumhuriyetimizi ortadan kaldıracaklardı. Krasnodar’a bağlayacaklardı. Korktukları biz değiliz. Diasporadır. Bizim hareketimizin büyük bir önemi var. Diaspora’nın bize vereceği destek bizim olası başımıza gelecek bir şeyde konulacak tepki bizi ayakta tutar.

Kafkasya Forumu: Rusya bugün petrol ve doğal gaza olan yükselen talep dolayısıyla büyük bir ekonomik getiriye sahip olarak görünüyor. Ancak Rusya’nın politikaları Çerkesler için pek iç açıcı değil. Sayın Murat Berzeg bu durumu bizim açımızdan nasıl değerlendiriyor?

Murat Berzeg: Öncelikle şunu belirtmek lazım. Rusya’nın son durumu bize yardımcı oluyor/olacaktır. Biz soykırımı Rusya’nın bugünkü mevcut durumu olmadan dünyaya ifade edemezdik. Rusya’nın gerçek yüzünü anlatamazdık. Rusya’nın bugün dünyaya petrol ve doğal gazla yaptığı şantajla nasıl bir yönetim ve demokrasiye sahip olduğu dünyanın demokratik ülkelerince ve Amerika tarafından daha iyi anlaşıldı. Bu açıdan Çerkes Soykırımı demokratik uluslarca anlaşılmaya başlandı ve ileride daha iyi anlayıp tanıyacaklar. Rusya’nın nasıl bir tehlike olduğunu anladılar ve bizim gündeme getirdiklerimiz daha çabuk anlaşılır oldu. İşimiz kolaylaştı. Benim bakış açıma göre dünyanın demokratik ülkelerine Çerkes Soykırımını anlatılıp onlara ulaştırmamız lazım.

Ben birçoğunun bize destek vereceğine inanıyorum. Rusya bugün gaz ve petrolden kazandığı parayı ülke yararına kullanamadı. Rusya’nın ekonomik gücü ve planlaması yok. Yarın petrol ve gaz fiyatları düştüğünde Rusya’nın ekonomisi sarsılacaktır. Bu anlamda Rusya’nın ekonomisi petrole bağımlıdır ve zayıftır. Biz demokratik ülkelerle yakınlaşmalıyız. Biz kendi işimizi kendimiz görmeliyiz. Rusya’nın bir şey yapacağı yok.

Kafkasya Forumu: Diasporada örgütlenmeler Kafkasyalı genel adıyla yapılıyor. Sizin buna bakış açınız nedir?

Murat Berzeg: Kafkas kökenli halklar bir araya gelip de örgütlenmişlerse bunu ben yadırgamıyorum. Ancak genel anlamıyla böyle yapılanmalarda yer alan Adigeler, Jenosidin tanınması ve bu bağlamdaki görüşlerin duraksamaması şartıyla böyle yapılarda yer almalıdır. Niçin derseniz? Diğer halkların bakış açıları ile Adigelerin sorunları bir ve aynı değildir. Dağıstan, Çeçen, Oset, İnguş halklarının Kafkasya’da mücadelesini verecekleri bir şey olduğunu sanmıyorum. Tarihi topraklarının büyük çoğunluğu kendilerine verildi. Ulusal birlikleri var. Bunlarla birliğin bize getireceği fayda nedir? Eğer Birleşik Kafkasya gibi bir şey aranacaksa o başka bir iştir. O söz konusu ise bir arada olmak lazım.

Ancak Kafkasya da parçalanmış, tarihi olarak bedbaht kılınmış yaşayan tek halk Adigeler’dir. Benim bu konuya olan bakış açım açıktır. Adigeler ayrılarak kendi özgün yapılanmalarını gerçekleştirip Jenosit-Soykırım üzerine faaliyet göstermelidir. Tabi bu size katılmak isteyenleri aranıza almayın anlamına gelmiyor. Sizin görüşlerinize de uyumlu olacaklar destekleyenler sizinle beraber bir arada olabilirler. Bugün işimizi kolaylaştıracak sorunlarımızın çözümünü çabuklaştıracak şey Adigelerin kendi mücadelelerine önderlik etmeleridir. Bugün bizim bütün Kafkasya’nın davasını güdecek imkânımız yoktur. Adigelerin böyle bir sorumluluğu da yoktur. Bize düşmez. 2,5 milyonu aşkın bir aradaki yaşayan nüfusu Dağıstan ile dünyaya darmadağın edilmiş biz Adigeler hangi ortak konuyu sorgular tartışabiliriz? Adigeler kendileri örgütlenmeli yeknesak(tek düze) bir içyapı ile kendi işine bakmalıdır.

Kafkasya Forumu: Dağıstan nüfusu bir tek ulusu ifade etmiyor. Uluslaşma gibi bir süreçleri de yok. Tek sorunumuz nüfus mu? Rusya politikalarına burada değinmek gerekmiyor mu?

Murat Berzeg: Öncelikle Dağıstan ile Adigeler’in problemlerinin çok farklı olduğunun bilinmesi lazım. Türkiye’deki Adigeler aynen bizim Rusya’da yaptığımız gibi soykırımın tanınması için dilekçe ile meclise T.B.M.M.’ne müracaat etmelidir.

Adige kökenli milletvekilleri bunu yapmalı. Rusya’nın Adigeler’e yaptığı soykırımın tanınması sağlanmalıdır. Rusya Türklerin Ermenilere soykırım yaptığını kendi meclisinde kabul etti. Türkiye buna Çerkes Soykırımını tanıyarak yanıt vermelidir.

Kafkasya Forumu: Siz böyle diyorsunuz ama bugün Rusya ile Türkiye çok iyi ekonomik ilişkiler içindeler. Ayrıca D.Ç.B. ve Kaffed gibi örgütlenmelerin politikaları da aman Rusya ile iyi geçinelim şeklinde. Sanki Diaspora Rusya aleyhtarı faaliyete girişirse Kafkasya’da yaşayanlara bir zarar olacakmış havası estiriliyor. Diaspora’da Türk-Rus ilişkileri ne kadar iyi olursa Adigelerin o kadar lehinedir diye genel bir düşünce hâkim kılınmaya çalışılıyor?

Murat Berzeg: Türkiye ile Rusya’nın ilişkileri ne kadar iyi olursa Adigelerin sorunlarının çözümü o kadar zora girer. Bunu görmek için dahi olmaya gerek yok. Rusya’nın istediği Türkiye’den Kafkasya’ya Adige dönmemesidir. Türk-Rus ilişkileri iyi olduğunda Rusya Adigelerin dönmemesini sağlamayı Türkiye’den isteyecektir. Bu tespitler için âlim, uzman olmaya gerek yoktur.

Kafkasya Forumu: Nina Kanavolava Slavlar Birliği Başkanı Adigey’in Krasnodar’a katılmasını savunuyor. Bu Slavlar Birliği hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Murat Berzeg: Bu örgütün söylemlerinin yaptıklarının maddi kaynaklarının arkasında tamamıyla Moskova vardır. Hani “kuşu da eğitirsen konuşturursun” derler ya tıpkı bunun gibi Slavlar Birliğine milyonlarca dolar aktarılıyor. Gazete yayınları bütün yaptıkları her şeyin kaynağı Moskova’dan gelen para desteğiyledir. Bu hareketin kendi dinamikleri var olarak değerlendirilirse bu yanılgı olur. Bunların aklıda yeteneği de yoktur. Söylemleri de aldıkları parada her şeyleriyle onlar Moskova’nın emrindedirler. Kendileri söylenenleri yerine getiriyor. Slavlar Birliğinin bütün politikaları Moskova güdümlüdür. Bunlar parayla satın alınmış kimselerdir. Ortalıkta görünenler bunlar ama perde arkasında Moskova vardır.

Kafkasya Forumu: Halkın oylarıyla başkanın seçilebildiği son dönemdeki seçimlerde aday olan ve sadece %2 Halk desteğine sahip olan Thak’uşıne Aslan Putin tarafından Adigey Cumhuriyeti Başkanlığına atandı. Putin’in Ürdün seyahatinde diğer Cumhuriyet Başkanları ile beraber Diaspora temsilcileri, Ürdün Çerkes Diasporasının isteklerinin Putin’e ulaşmasına engel oldular. Beslan baskınından sonra başkanlar federal merkez tarafından atanmaya başladı. Bu konuda ne diyorsunuz? Adigey Cumhuriyeti’nde Rusların nüfus çokluğu Adigelerin azlığı dolayısıyla mevcut statü hakkında ne dersiniz?

Murat Berzeg: Beslan olayları ile Putin’in yönetsel atama değişiklikleri arasında yakınlık yoktur. Söylenecek bir şey yok. Ancak Rusya böyle akılcı olmayan politikalar uyguluyor. Bugün Rusya demokratik bir devletim diyor. Ama otoriter, totaliter bir yönetim anlayışı var. Buradaki anlayış yönetimin tek bir elde toplanmasıdır.

Burada Putin bütün yetkileri kendi şahsında toplamak istiyor. Bu uğurda gayret gösteriyor. Bu sebeple federasyon içindeki başkanları kendi atıyor. Buna da “seçilenlerin içinden çılgın(deli) ehliyetsiz ve hırsız başkanlar çıkıyor” diye bahane buluyor. Ancak bir şeyi çok iyi anlamak gerekiyor. Kendi makamına, bütün yetkilerin toplandığı makama bir çılgın gelirse ülke ne yapacak. 50 yöneticiden birkaç çılgın yâda ehliyetsiz yönetici çıktıysa bunları değiştirmek imkân dâhilindedir. Bütün yetkilerin toplandığı federal başkanlık makamına bir çılgın gelirse ülkenin durumu içinden çıkılmaz hale gelir.

Putin’in bu yaklaşımlarını bizde doğru bulmuyoruz. Başkanlık yetkilerinin bu derece arttırılmasından dünyada rahatsız ve bu rahatsızlık defalarca kez dile getirildi. Bizim başkanımız da yeni değişikliğe göre atandı. Putin, kendisini güvenilir buldu ve atadı. Seçilmiş olsaydı bir şeyler söylenebilirdi ama Putin’in atadığı biri için bir şey söylemeye gerek yok. Putin istedi atadı. Yarın istemez, beğenmez ise görevden alır. Başkan vazifesinin gereğini yapacaktır. Ürdün’e gittiklerini duydum. Bundan da faydalı bir şey çıkmayacaktır. Ürdün’dekiler bilinçli insanlar, isteklerini yazdıklarını bizzat Putin’e kendileri verebilirlerdi. Ürdün’dekileri eğitmeye onları yönlendirmeye onları Putin’den uzak tutmaya çalışmak mantıklı bir şey değil ve de doğru da değildir. Ürdün Adigeleri gerçekten isteselerdi Putin’e ulaşabilirlerdi.

Kafkasya Forumu: Türkiye’deki kurumlar doğrudan Putin’le muhatap olmak yerine D.Ç.B. ya da Adigey Cumhuriyeti Başkanını muhatap almayı daha uygun görüyor?

Murat Berzeg: Benim görüşüme göre, doğrudan Putin’i muhatap almak gerekiyorsa bunun gereğini yapmak lazım. D.Ç.B.’ye bir defa katılan bir daha ondan kendini kurtaramaz. Onların yazısıyla bir sonuç almayı Jenosidi kabul ettirmeyi mümkün görüyorlarsa yanılıyorlar. Putin’e bir şey iletmek isteniyorsa kur ekibini belgeni hazırla imzala ve ona ulaştır. Aracıya gerek yok. Bunun gereği yok.

Bugün Adige başkanlar dediğimizde anlaşılan şey ile tarihi gerçeklik bilinen genel geçer kavramlar örtüşmüyor. Moskova’nın atadığı, Putin’in atadığı birine yapılan isteğin Putin’e asla ulaşmayacağını ben açıkça söylüyorum. Bizim başkanlar Putin’e Jenosit ile ilgili bir belge, istek ulaştıramazlar. Ben onları o dirayette görmüyorum. Ürdün, İsrail, Türkiye Adigeleri Jenosit için bir başvuru yapacaklarsa Başkanları aracı yapmak gibi dolaylı bir yolu niçin seçsinler anlayamıyorum. Bizzat Moskova’yı muhatap al. Bizzat Putin’e gereğini söyle, aracı kullanma.

Putin’e doğrudan ulaşılmasını Putin de istemiyor. Başkanların ilk muhatap kabul edilmesi de Putin’in hoşuna gidiyor. Bunu da istiyor. Ürdün’deki gelişmeler öyle oldu. Ama siz Türkiye’dekiler Jenoside ilişkin bir başvurunuz olacaksa gidin Rus elçiliği kanalıyla bunu yapın. Sonra bunun takibini yapma şansınız da var. Gidip dilekçenizin Putin’e ulaşıp ulaşmadığını sorarsanız size yanıt vermek zorundalar. Başvurunuz iki nüsha olur ve takip edersiniz.

Kafkasya Forumu: Dönüş konusunda ne düşünüyorsunuz?

Murat Berzeg: Dönüş konusunda bir şeyi ısrarla vurgulamak istiyorum. Türkiye’den buraya dönenler kendi Adigeliklerinin bilincinde olduklarından Rusya tarafından da Adige sayılıyorlar zannına kapılıyorlar. Bu böyle değil. Bunun iyi anlaşılması lazım. Türkiye’den gelen yerleşen kanunen Türk’tür Adige değildir. Bu yolla yapılan başvuru da uzayıp gidiyor. Vatandaşlık haklarını elde etmek uzuyor gidiyor. Gelen de sonunda bıkıyor. Bu durumun aşılması için başka bir dönüş yöntemi gerekli. Türkiye’de gidip Rus konsolosluğuna müracaat edip ben Adigeyim Rusya’nın otokton halklarındanım demek lazım. Bana gereğini yap dediğinizde istediğiniz 1 ayda karşılanmak ve size gerekli belge verilmesi zorunludur.

Otokton olduğunuz belgesi ardından oradan pasaport sahibi de olabilirsiniz. Rus pasaportu aldığınızda istediğiniz şekilde hareket edersiniz. Hayır diyemez, sizi reddedemez. Rusya için hukuki olarak durum böyle. Bulunduğunuz yerden vatandaşlık alıp dönüş yapabilirsiniz.

En etkili dönüş şekli ise köy köy, grup grup topluca dönüş yapılmasıdır. Bu yönde istek yapılırsa hem daha etkili olacak hem anavatanda daha etkili olacaktır. Bireysel dönüşçüler Türk statüsündedir. Toplu olarak kendini Adige saydırıp kabul ettirip dönmek lazım. Diğer bireysel dönüşçüleri Rusya istediği zaman vatandaşta olsalar sınır dışı edebilir. Zira onlar ilk gelişlerinde Türk statüsünde sayıldıklarından sorgulanmaksızın sınır dışı edilebilirler.

Topluca Adige / Çerkes adıyla müracaat ederseniz ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de sizin yanınızdadır ve daha etkili sonuç alırsınız.

Kafkasya Forumu: Sayın Berzeg. Bize zaman ayırdığınız ve sorularımızı içtenlikle cevapladığınız için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

22-23 Mayıs 2007 Maykop-Adigey Cumhuriyeti

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Projenin Amacı

18-19.yy Kafkas-Rus Savaşlarında Çerkeslere Soykırım uygulandığı gerçeğini somut belgelerle tüm insanlara anlatılması. Farklı dillerde hazırlanacak belgelerin sunumuyla özelikle Çerkes Diasporasında ve de Dünya kamuoyunda bu konu hakkında bir farkındalık yaratabilmek.

Proje Alanı

Proje Kafkasya Forumu Çerkes Soykırımı Çalışma Grubu tarafından İstanbul merkezli olarak yürütülecektir. Ayrıca projenin ilerleyen aşamalarında Türkiye’nin farklı bölgelerinden katılımlar beklendiği için tüm diasporayı kapsaması beklenmektedir.

Projenin Gerekçeleri

21 Mayıs 1864 Büyük Çerkes Sürgününün Rusların planlı bir SOYKIRIM uygulaması sonucu gerçekleştiğini vurgulamak.

Yapay kavramlar ve sınırlar yaratılarak 3 ayrı cumhuriyet adı altında yaşamak durumunda bırakılarak birbirlerine yabancılaştırılan Çerkesleri, Soykırım gerçeğine vurgu yaparak gerçek tarihleri konusunda bilgilendirerek, gelecekte Çerkes kimliği, kültürü ve dilini oluşturan özgün özelliklerinin yitirilmesi tehlikesi karşısında Kafkasya’da ve Diasporada yaşayan Çerkesleri bilinçlendirmek.

Dünya soykırım literatürüne, Çerkes Soykırımının da girmesini sağlamak, Çerkes Soykırımının uluslararası devletler düzeyinde tanınması çalışmalarına katkıda bulunmak.