Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi kurulma kararnamesi bugün RF Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev tarafından imzalandı.
Kuzey Kafkasya Federal Bölgesinde RF Devlet Başkanı temsilcisi olarak ve Başbakan Yardımcısı statüsüyle Aleksandır Hloponin atandı.
Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi kurulma kararnamesi bugün RF Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev tarafından imzalandı.
Kuzey Kafkasya Federal Bölgesinde RF Devlet Başkanı temsilcisi olarak ve Başbakan Yardımcısı statüsüyle Aleksandır Hloponin atandı.
Kafkasya Forumu'nun da çağırıcılarından olduğu Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu "Kozmik Belgeler Açıklansın/Suçlular yargılansın" demek için tüm diaspora ve sivil toplumu 23 Ocak Cumartesi Günü saat 15:00'te Tünel'e bekliyor.
Darbeye Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu
Darbe Günlüklerinin kurmaca, ıslak imzanın sahte olduğuna inanmak isterdik.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı Jacques Rogge,
Uluslararası Olimpiyat Koordinasyon Komite Başkanı Jean-Claude Killy!
‘Çerkes meselesi’ geçen sene tamamıyla beklendiği üzere zirveye çıktı. Soçi’deki 2014 Olimpiyatları yaklaştıkça, Rusya imparatorluğu tarafından XVIII-XIX. yüzyılda işlenen Adıge jenosidi daha aktif şekilde tartışılacak.
Kilit soru bunun kimin tarafından tartışılacağı? Avraam Şmuleviç ve bazı Adıge internet aktivistleri ile mi, yoksa Güney Federal Bölgeler Özel Temsilcisi Ustinov ile mi? Yoksa ‘Çerkes meselesi’ gerçek liderler başkanlığında Çerkes halkı tarafından sunulacak ve Rusya artık onun cevabını aramak zorunda mı kalacak? Bu sorulara net cevap vermek şimdilik zor, ancak bazı anlaşmazlıkları şimdiden göstermek mümkün.
İmkander Başkanı Nuray Canan Bezirgan ve Genel Sekreteri Ö. Erol Bezirgan'ın Kumkapı Yabancılar Şubesinde polis tarafından darp edilmesi ile ilgili İmkander tarafından bir basın açıklaması yayınlandı.
İmkander Basın Açıklaması
İmkander; kurulduğu günden bu yana Kafkasya’da Rus işgali ve işbirlikçi yönetimlerden dolayı mağdur olmuş Kafkasyalı ailelere maddi - manevi ve hukuki konularda destek olmak amacıyla çalışan bir dernektir.
Son zamanlarda gemi azıya alan Kadirov propagandalarını hepimiz izliyoruz. “Ne oldu da bu adamlar durup dururken bunları yazmaya başladılar?” diyeceksiniz. Geçenlerde Türkiye’den bir heyet, gazeteci Seyfullah Türksoy’un peşine takılıp Kadirov’un özel davetlisi olarak Çeçenya’ya gitmiş. Orada “yeniden yapılanan Çeçenya’yı” görmüşler; yeni yapılan camileri, apartmanları, yolları, parkları falan anlatıyorlar. Sonra başlıyorlar Kadirov’a övgüler düzmeye: “Genç, dinamik, barışçı, akıllı, enerjik, çalışkan, geleneğine ve kültürüne bağlı, dindar, halkının içinde, halkının cumhurbaşkanı...”
Yapılacak yorumlar o kadar çok, bu çıldırmışlığı anlatmanın yolları o kadar fazla ki, insan nereden başlayacağını şaşırıyor...
Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde Çerkes aktivistlerden Chest Ruslan ve Bora Elberd’in ağır şekilde yaralanmasına sebebiyet veren saldırılardan sonra, saldırganların hedefinde İbrahim Yağan vardı. Organize bir şekilde halkı terörize ederek siyasi tepkinin kitleselleşmesini engelleyen saldırganlar, İbrahim Yağan'ı ağır bir şekilde yaraladılar. Ve dün gece saldırılar Kabardey-Balkar'ın da dışına taşarak, Adigey Çerkes Kongresi Başkanı Murat Berzeg'i vurdu. Murat Berzeg'in evine atılan molotof kokteyli güçlükle söndürülebilen bir yangına yol açarken, Berzeg ve ailesi canlarını komşularının yardımıyla kurtarabildiler. Adigey'de gerçekleştirilen bu saldırı, apaçık göstermektedir ki söz konusu olan ne bir rant kavgası ne de Çerkes-Balkar çatışmasıdır. Saldırılar, Çerkes halkına ve sivil toplum liderlerine karşı planlı bir provokasyonun devlet eliyle devreye sokulduğunun göstergesidir.
Rusya Federasyonu, üç farklı cumhuriyette parçalanmış Çerkes halkını birleşme yönünde teşvik eden Çerkes örgütlerinden rahatsızdır. Daha önce bu yönde adımlar atan muhalif örgütlere karşı propaganda savaşı başlatan kukla örgütü DÇB'nin, sorunu örtbas eden tavrı yeterli gelmemiş, örneklerini daha önce de gördügümüz barbarca yöntemlere girişilmiştir. Kendi yarattığı yapay sınırları ve kimlikleri korumak için yapay sorunlardan medet uman Rusya'nın, sivil toplum liderlerini ezme operasyonunu, Çerkeslerin birleşme talebine cevabı olarak kabul ediyoruz. Sözde Çerkes-Balkar ve Çerkes-Karaçay “çatışmasının” ne Kafkasya’da ne de Diaspora'da karşılık bulmaması, Rusya'nın kirli siyasetine verilen ilk cevap olmuştur. Hem Çerkes hem Balkar halkları toprak yasasının Rusya'nın yeni bir provokasyonu olduğunu görerek oyuna gelmemiştir. İstediğini alamayan Rusya şimdi Çerkes sivil toplum liderlerini cezalandırarak birleşme hareketlerinin önüne set çekmek, sivil hareketi marjinalize etmek istemektedir. Bu tehlike, ancak toplumun geniş kesimlerinin verecegi sert, planlı ve sivil tepkiler ile bertaraf edilebilir. Şimdiye kadar verdikleri toplumsal tepkiler ve düzenledikleri mitingler ile bu provokasyonları etkisiz kılan ve oynanan oyunları bozacaklarından şüphemiz olmayan anavatandaki halklarımız, bugün diasporanın da aynı yönde vereceği tepkilere ihtiyaç duymaktadır. Şimdi artık sivil toplum liderlerinin etrafında kenetlenme ve onları mücadelesinde yalnız bırakmama zamanıdır. Kafkasya ve diasporada başta Çerkes halkı olmak üzere tüm Kafkas halklarını, Çerkes sivil toplum liderlerini hedef alan bu provokasyona karşı koymaya davet ediyoruz! KAFKASYA FORUMU
Son günlerde Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde yaşayan aktivistlere yönelik şiddet içerikli eylemler ile Çerkeslerin yaşadığı diğer bölgelerdeki gelişmeler, halklarımızın geleceğine yönelik endişelerimizi ve sürece ilişkin düşüncelerimizi açıklama gerekliliğini doğurmuştur.
Öncelikle, Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde Çerkes aktivistlerden Chest Ruslan ve Bora Elberd’in ağır şekilde yaralanmasına sebebiyet veren saldırıları ve uygulayıcısı kanunsuz grupları şiddetle kınıyor ve protesto ediyoruz. Görevi halkın güvenliğini sağlamak olan Kabardey- Balkar Hükümeti’ni, güpe gündüz kalabalık bir grup tarafından yapılan bu saldırıyı önleyemediği için ayrıca kınıyoruz.
Bu şiddet olayları kadar üzerinde düşünülmesi gereken ve gelişmelerin arka planını irdeleyen birkaç değerlendirmemizi de hem diaspora ile hem de anavatandaki insanlarımızla paylaşmak isteriz. 2000 yılında Rusya Federasyonu’nun (RF) ülkedeki rejimi ve idari yapıyı öncesine göre kısmen hızlı bir şekilde dönüştürmek için start verdiği yeni stratejiler ve dönüşüm projelerinin RF’de gerçekleşen bazı şiddet olaylarıyla paralelliği bugün Kafkasya’da gelişen olayların arka planını okumak için iyi anlaşılmalıdır. Son günlerde, Kafkasya’daki Çerkes Halkı’nın 2000’den beri hızla gaspedilen hakları ve geçtiğimiz yüzyıllarda gaspedilen tarihsel hakları için daha kararlı bir şekilde mücadele ediyor olması, hem Moskova’ya hem de onun yerli işbirlikçilerine rahatsızlık vermektedir. Çerkes Halkının 1920’lerden beri 4 değişik idari yapı altında, yapay sınırlar ve kimlikler içinde yaşamak zorunda bırakılmasına ve devlet başkanlarının Moskova tarafından atanıyor olmasına rağmen, kimliğini bugün daha güçlü bir şekilde sahipleniyor olması, Kremlin’in bölgeyle ilgili stratejilerine önemli bir engel teşkil etmektedir. Bu engelin ortadan kaldırılması için bugünlerde örneğini gördüğümüz bir takım “fabrikasyon” çatışmalar tetiklenmektedir. Sözde “Çerkes-Balkar” ve “Çerkes-Karaçay” çatışmaları böyle bir stratejinin ürünüdür ve amacı Çerkesler ve kardeş Kafkasya Halklarının tarihsel haklarını gaspeden antidemokratik, otoriter rejim ile yürüttükleri mücadeleyi hedefinden saptırmak, sivil ekseninden çıkararak marjinalize etmek ve yüzyıllardır beraber yaşayan halkları birbirine düşürmektir. Yerel cumhuriyetlerin başkan ve yardımcılarını etnisitelerine bağlı olarak merkezden atama ve görevlendirme şeklinde kendisini belli eden teamüller ise halkın taleplerini görmezden gelmesinin yanında, etnik gerilimlere sebebiyet vermektedir. Bugün yaşanılan sorunların sorumlusu olan rejim ve onun emperyalist politikaları kendisine yönelecek olan talep ve baskıları en baştan engellemek için sivil örgütleri 2000 yılında tamamıyla devletleştirmiş, bir kısım aktivisti saf dışı etmiş, 11 Eylül sonrası ortaya çıkan sözde “Radikal İslam Tehlikesi” modasına uyarak, sivil muhalefetin kapılarını kapatmış, haklarını gaspettiği halka uyguladığı zulüm ile “radikal” grupların kadrolaşmasının önünü kendi eliyle açmıştır. 2005 yılında KBC’de yaşanan trajik olayların ve 20’li yaşlardaki 200’e yakın Çerkes gencinin ölüme gönderilmesinin sorumlusu yine bu strateji ve yöntemlerdir. Bugün, iki Çerkes aktivistin başına gelenler ile örneğini gördüğümüz, halkı için yasal yollardan mücadele veren insanların canı ve emekleri üzerinden uygulanan bu yöntemlere itibar edilmemesi gerektiğidir. Oynanan bu oyun bir yönüyle diasporayı da içine almaktadır. Milliyetçi duygular suistimal edilerek , tetiklenen yapay çatışmaya bir taraf yapılmak istenen Çerkes diasporası bu oyunlara gelmemelidir. Bu noktada son olarak, tarihsel gelişim süreci türlü yollarla engellenen Çerkes halkının kimlik mücadelesinin daha geniş toplum kesimleri tarafından sahiplenileceğini umuyor, bu yolda uğraş veren insanlarımızı ise selamlıyoruz! KAFKASYA FORUMU
Türkiye, toplumunu temel insan hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakan bir zihniyetle hesaplaştığı tarihi bir dönemece girmiştir. Halkların birlikte yaşama arzusunu sınayan bir zihniyete karşı mücadele eden siyasi iktidar, sorunların çözümünün ancak ve ancak demokratikleşme sayesinde mümkün olduğunu kavramış gözüküyor. Türkiye artık kendi coğrafyasına karşı körleşmiş, asimilasyon ve yok saymadan medet uman siyasi anlayıştan kurtulma kavgası vermektedir. Hükümetin başını çektiği demokratikleşme mücadelesinin toplumda karşılık bulması için üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız ve bu mücadeleyi sonuna kadar destekleme kararlılığımızı tüm kamuoyuyla paylaşıyoruz. Çünkü bu kör siyasetin elinde artık Çerkes, Abhaz, Çeçen, Oset, Karaçay, Balkar, Lezgi, Avar, Kumuk ayırmaksızın tüm Kafkas diasporası yok olma noktasına gelmiştir.
Yüz elli yılı aşkın bir süredir Anadolu topraklarında yaşayan Kafkas halkları için kimlik erozyonunun boyutları artık, gençlerimizin dillerini konuşamadığı, kültürel değerlerini yitirdikleri ve de kendi tarihlerine yabancılaştıkları bir noktaya ulaştı. Kafkas Diasporası’nın içinde bulunduğu durum, bugün demokratik açılıma karşı çıkanların savunduğu gibi asla gönüllü bir kabullenme değildir. Kendisini kimliğiyle ortaya koyduğu her durumda, sonradan gelmişliği ve aslı olmayan “Hain Çerkes” mitiyle karşı karşıya kalan Kafkas Diasporası’nın kimliği kamu alanından uzaklaştırılıp mahrem alana hapsedilerek yok olmaya terk edilmiştir. Uygulanan etnik asimilasyon politikası şimdi inkâr edilmek isteniyor olsa da, bizler ne ilköğretimden başlayarak demoklesin kılıcı gibi genç zihinleri budayan “Çerkes Ethem ihaneti” söylemlerini, ne Balıkesir Çerkes Sürgünü’nü, ne de devlet kurumlarından tasfiye süreçlerini unutmuş değiliz. Kafkas Disporası’nın sükûtu ikrardan değil, sindirilmişliktendir. Süregiden 25 yıllık savaşın bitirilmesinin sürecin ilk adımı olmasını doğru buluyor, destekliyoruz. Ancak, yüzyıllık yanlış bir politikanın sonucu olarak gördüğümüz bu savaş, yalnızca Kürt halkına değil Türkiye toplumunu oluşturan tüm halklara acı yaşatmıştır. Baskı ve sindirme politikaları temel insan hak ve hürriyetlerini gasp ederken, savaş propagandalarıyla yaratılan Türk- Kürt cepheleşmesinde kendisine bir saf seçmek zorunda bırakılan tüm diğer kimlikler de yok olma tehlikesiyle de karşı karşıya kaldılar. Silahların gölgesinde giderek suskunlaşan ve sustukça silikleşen Türkiye toplumu, barındırdığı tüm kimliklerle hayat bulmak ve varlığını sürdürebilmek için bu savaşın bitmesine, etnisiteye dayanmayan yeni bir vatandaşlık tanımına ve demokratik değerlerin inşa edilmesine ihtiyaç duyuyor. Bir yandan barışın temin edilmeye bir yandan demokratikleşme sürecinin işletilmeye çalışıldığı bir dönemde, Türkiye’nin kadim kimlikler sorununa çözüm üretmek elbette kısa bir zaman diliminde gerçekleşmeyecek. Eğitim sisteminden, kültür ve sanatın tüm alanlarına hâkim olan bu anlayış bir asrı aşkın bir süredir iktidarda. Direniyor, kendisine yeni metodlar arıyor ve tüm gücüyle sürecin aktörlerine yüklenmeye devam ediyor. Savaş ve yarattığı travmalar sonucunda topluma yayılan kin ve nefret duygusundan medet umanlar, hala taraftar buluyor olsalar da, vatandaşı olduğu devletin gözünde kimliğiyle değer bulmak isteyen geniş halk kitlelerinin bu anlayışın karşısında dikileceğine ve onu yeneceğine inanıyoruz. Meclisinden sokağına Türkiye’nin her köşesine yayılmış olan tartışma sürecine Kafkas Diasporası’nın katkısı elzemdir. Kendisi zaten pek çok kimlik ve kültürü birleştiren Kafkasyalı kimliğinin, Türkiyeli kimliğine katacağı pek çok değer var. Kafkasya Forumu’nun bundan sonra atacağı adımlar, Kafkas Diasporası’nın sürece katılımını temin etme hedefine yönelik olacaktır. Karşı karşıya kaldığımız kimlik erozyonunu durdurabilmek için şimdiye kadar yapılanların yanı sıra atılması gereken pek çok adım var. Kafkasya Forumu, demokrasi mücadelesine katılımını aşağıdaki taleplerle deklare etmektedir:
İlker Başbuğ görevden alınsın, Cuntacılar yargılansın!
Basın açıklaması:
Yer: İstiklal Caddesi Tünel Meydanı,
Saat. 19.00
Tarih: 2 Kasım Pazartesi
Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlandığı artık kesinleşen darbe belgesi, TSK içinde darbe planlayan grubun, siyasal alanı baskıyla, silahlı müdahaleyle, provokasyonla, suikastlarla biçimlendirme çabasını sürdürdüğünü bir kez daha kanıtladı.
Cuntacı bir ekiple karşı karşıyayız.

Geçtiğimiz günlerde Türkiyeli bazı STK temsilcileri, hukukçular, emekli diyanet görevlileri ve yazarlardan oluşan bir heyet, gazeteci Seyfullah Türksoy öncülüğünde Çeçenya’ya bir ziyarette bulundu. Kendi halkının katili kukla Kadirov’un daveti üzerine yapıldığı anlaşılan ziyaretin dönüşünde adeta sistemli bir medya kampanyası ve Kadirov’u kamuoyu nezdinde meşrulaştırma çabaları başlatıldı. Yalanlarla dolu yazılar yazıldı, sözler söylendi. Bütün bu faaliyetlerin amacı bize göre çok açık: Binlerce cinayetten, kaçırma ve işkence olaylarından, suikastten sorumlu olan; işgalci düşman ile işbirliği yaparak kendi halkına her türlü zulmü reva gören “Çeçen Başkan” Ramzan Kadirov’u aklamak!
Moskova/Ajans Kafkas - Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez, Abhazya ve Osetya'yı tanıdıklarını duyurdu.
Latin Amerika’dan Nikaragua'nın ardından Venezüella da Abhazya ve Osetya'nın bağımsızlığını tanıdı. Nikaragua böylece Abhazya ve Güney Osetya'yı tanıyan üçüncü ülke oldu. Chavez, Kremlin’de Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev ile görüşmesi sırasında “Venezüella bugünden itibaren Abhazya ve Güney Osetya’yı bağımsız devletler olanak tanıyor” dedi. Caracas’ın Kafkasya’nın iki bölgesiyle diplomatik ilişkiyi ne zaman tesis edeceği konusunda bilgi verilmedi. Geçen yıl Gürcistan’ın Güney Osetya’ya saldırmasıyla başlayan savaşın ardından Rusya 26 Ağustos 2008’de Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanımış, Moskova’nın bu kararını Nikaragua izlemişti.
Çeçen İçkerya Devleti Bakanlar Kurulu Başkanı Ahmed Zakayev’in Radio Liberty Çeçenya Servisine verdiği röportajı sizinle paylaşıyoruz:
Caharkale/Ajans Kafkas - Çeçenya, Rus ve Rus yanlısı güçlerin sınır tanımaz icraatlarını afişe etmenin bedelini canıyla ödeyen insan hakları savunucusu Natalya Estemirova’nın öldürülmesinin şokunu atlatmadan yeni bir cinayetle sarsıldı.
Nesilleri Koruyalım adlı sivil örgütün lideri Zarema Saydulayeva ve eşi Alik Cabrailov kaçırılıp öldürüldü. Sadulayeva ve eşi dün Caharkale’deki ofisten silahlı kişiler tarafından kaçırıldıktan sonra bugün bir aracın bagajında öldürülmüş olarak bulundu. Memorial temsilcisi Aleksander Çerkasov, "İkisinin cesedi de bu sabah Caharkale’nin Çernoreçye semtinde bulundu” dedi. Saydulayeva'nın örgütü özellikle savaş mağduru çocuklara yönelik çalışmalar yürütüyordu.
Kaynak: Ajans Kafkas
Andrei BabitskyMeşhur Rus gazeteci ve Kuzey Kafkasya Uzmanı Yulia Latynina, Yevkurov’un, komşu Çeçen Cumhuriyeti başkanıyla aynı görevi aldığını öne sürüyor: Silahlı direnişi bastırmak (Direnişin yoğunluğu açısından, İnguşetya şu an Kafkasya’nın en tehlikeli bölgesi) ve cumhuriyette kontrolü tamamen ele almak.
Amy Knight
Olup bitenleri tümüyle anlatmam mümkün değil, defterinize sığmaz. İnşallah bir daha olmaz.
- Sürgünü anımsayan bir Karaçay’ın sözleri -[1]
II. Dünya Savaşı; tüm dünyada derin izler bırakarak biterken, Kafkas halklarını, tarifi bu satırların gücünü aşan acılarla karşı karşıya bırakmıştı. 1943–1944 senelerinde Alman işgal kuvvetleriyle işbirliği yaptıkları bahanesiyle Stalin rejimi tarafından, sürgün ve soykırıma uğratılan Çeçen, İnguş, Karaçay ve Balkar halklarının yaşadıkları hakkındaki bilgilerin yer alacağı ve belleklerde hala taze olan bu olayın günümüz Kafkasya’sına nasıl yansıdığının da irdeleneceği bu dosyada, özellikle o günleri yaşayanların tanıklıklarıyla sizleri baş başa bırakacağız. 1864 Büyük Sürgün’le vatanlarından koparılan bizler, milli tarihimizin, etkileri bugüne dek uzanan kırılma noktalarından biri olan bu trajik döneminin artık daha kapsamlı anılması, halklarımıza ve tüm dünyaya hatırlatılması gerektiğine inanıyoruz.

Adıgeler 'Çerkesistan' yolunda
Rusya'ya bağlı özerk cumhuriyetlerinde azınlık olarak yaşayan Adıgeler, yeni devlet peşinde
Rusya'ya bağlı özerk cumhuriyetlerinde azınlık olarak yaşayan Adıgeler, yeni bir devlet istiyor.
Nezavisimaya Gazeta'ya göre Kuzey Kafkasya'da Adıge devleti kurulabilir. Adıge merkezli Adıge Xase'nin Karaçay Çerkes şubesinin, 2 Kasım'da yapılacak kongresindeki gündem maddesi, kendi toprakları ilan ettiği Adıge, Karaçay Çerkes ve Kabardey Balkar'ı içine alacak yeni bir devlet; 'Adıge' devletinin kurulma çalışmaları.
Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, başbakanını görevden alarak yerine ülkesinin Türkiye büyükelçisini atadı.
|
|
| Saakaşvili başbakan değişikliğinin sebebini açıklamadı. |
Mihail Saakaşvili canlı yayında yaptığı açıklamada, ülkesinin 35 yaşındaki Türkiye Büyükelçisi Grigol Mgaloblişvili'nin yeni başbakan olacağını söyledi.
Saakaşvili eski başbakan Lado Gurgenidze'nin ise bundan sonra ülkenin mali sisteminden sorumlu yeni bir komisyonun başkanlığını yapacağını belirtti.
Bunu kabinede başka değişikliklerin izlemesi bekleniyor.
Moskova'daki BBC muhabiri Richard Galpin, Rusya ile Ağustos ayında yaşanan savaşın ardından Saakaşvili'nin büyük baskı altında kaldığını hatırlatıyor.
Türkiye'de asrın davası olarak görülen Ergenekon terör örgütü duruşmalarının başlamasının ardından Rusya basını da dava sürecini yakın takibe aldı.
İngilizce yayın yapan Russia Today Ergenekon'u Türkiye'nin Taliban'ı olarak yorumlarken, Kommersant aşırı ulusalcılardan Komünistlere kadar farklı yelpazede onlarca kişinin yargılandığı Ergenekon örgütünün Rusya ile irtibatlı olduğu iddialarının dile getirildiğine işaret etti
Başkent Nazran yakınlarında üç askeri konvoy, İnguş yerel direnişi tarafından pusuya düşürüldü, en az 50 asker öldürüldü.
Dünya Bülteni/ Haber Merkezi
Kuzey Kafkasya’da Rusya’ya bağlı İnguşetya Cumhuriyeti’nde Sunca kasabası yakınlarında bir askeri konvoyu pusuy adüşüren direnişçiler, en az 50 Rus askerini öldürdü.
Haber tarafsız haber ajansı Regnum tarafından, Rus güvenlik servisi FSB’ye dayanılarak doğrulandı. Ajans, kaynakların, rakam telaffuz etmediğini ama ciddi sayıda askerin öldüğünü söylediğini duyurdu.

ABD’nin küresel çıkarlarını Kafkasya’da Gürcü yayılmacılığını destekleyerek koruma çabası Kafkasya’yı yıkıcı bir savaşla karşı karşıya bırakırken, Rusya kazandığı savaşın ardından Abhazya ve Güney Osetya'yı tanıyarak emperyal stratejisinde yeni bir aşamaya
Çeçen halkı, yüzlerce yıllık bağımsızlık arayışı ve savaşların ardından 6 Eylül 1991'de Rusya Federasyonu'yla yolunu ayırarak bağımsızlığını ilan etti. Sovyetler Birliği'nin dağıldığı ve ironik bir şekilde bağımsızlığı aklından bile geçirmeyen pek çok halkın kendi kaderini eline aldığı bir dönemde harekete geçerek özgürlük peşine düşen Çeçen halkına, Rusya'nın cevabı ise Kafkas halklarının Rusya ile olan ilişkilerinde aşina oldukları şekilde oldu. Rusya Çeçen halkına çok ağır bedeller ödetecek bir işgal sürecini başlattı.