Kafkasya Forumu

     

KAFFED Mİ? TEŞEKKÜRLER ALMAYAYIM.

e-Posta Yazdır PDF
Share
Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun yayını olan Nart Dergi’sinde Kaffed Genel Başkanı Cihan Candemir’in giderayak kaleme almış olduğu “Çerkes Toplumunun Geleceğine Dair Düşünceler” başlıklı yazısını okuyunca, Çerkes toplumunun apolitik kesimine dahi, bu seçimleri dolayısıyla hak vermemek elde değil. Çünkü kendi kendisini toplum önderliğine atamış bir yapının, aslında ait olamadığı toplumu nereye çekmek istediğinin de açık bir göstergesi bu yazı. Zira Cihan Candemir yeni dönemde başkan adayı olmayacağını belirtirken yokluğunda toplumu bekleyen tehlikelere(!) de dikkat çekiyor. Bu yazı da köşesinde yer vermiş olduğu eleştirilere ve başkanlığını yürütmekte olduğu Kaffed’in siyasi çizgisine yönelik karşı bir eleştiri olarak kaleme alınmıştır.
 
Kaffed’in kimi temsil edip etmediği sorunsalı bir yana, mevcut yazıda; Çerkes toplumundan “bir grup kendini bilmez”in Kaffed’in siyasi çizgisine karşı bir tutum içerisinde bulunması, Çerkesler için büyük bir tehdit olarak lanse ediliyor. Muhalefeti, kendi yapısı dâhilinde manipüle edilebilir, sindirilebilir bir kurum olarak gören Federasyon’un farklı seslerden korkması düşündürücü olsa da aslında anlaşılabilir tarafları da mevcut. Hele ki o sesler Kaffed’in kapalı kapılar ardında oluşturulan gündemini topluma yayma emellerine çomak sokuyorsa, hatalarını yüzlerine vuruyorsa… Candemir’e göre Kaffed, bir şeyler yaptığı için hiçbir şey yapmayanlar tarafından eleştiriliyor. Hâlbuki kendisine göre, doğru ya da yanlış bile olsa herkes yaptıkları için Federasyona minnettar olmalı ve kesinlikle eleştirmemelidir. Onlar siyasetlerini bizim üzerimizden, bizi temsil ettiklerini iddia ederek sürdürsünler, bizse kendi hakkımızda bile bir kelam edemeyelim. İstedikleri yönetilenin yöneten üzerinde söz sahibi olamamasıdır.
 
Rusya Yanlılığı - Rusya Karşıtlığı
 
Cihan Candemir’e göre, istihbarat teşkilatlarının buluşma noktası haline gelen “DÇB’yi sevmemek ve istememek” le suçladığı, kendilerini eleştirmekten başka bir üretim ortaya koymadıklarını öne sürdüğü bu grupların bir diğer hatası da Kaffed’in siyasetini Rusya yanlısı olduğu için eleştirmektir. Kaffed’in Rusya hayranlığı savunulurken Sergey Bagapş’ın, “Türkiye’den gelen bir grup gencin, Rusya hakkında söylediklerini endişe verici bulması” referans verilmektedir. Hemen akla gelen birkaç soru:
 
— Sergey Bagapş Kaffed’e içini dökerken(!) uzun vadede Rusya’nın kendileri için en büyük tehdit olduğunu bilmemekte midir? Yoksa olayın mevcut siyasi boyutlarından ve hassas dengelerden Kaffed’den çok daha fazla haberdar olduğu için mi böyle söylemiştir?
 
— Farz edelim ki Bagapş bunu içtenlikle söyledi. Peki, kendisinin bu sözleri Kaffed ve bizler açısından referans alınması gereken eleştirilemez kat’i doğru mudur?
 
— “Bagapş ne derse doğru söyler” ise, bu biat edici, (öz)eleştiriden uzak bakış açısıyla Kaffed Kafkasya siyasetine yön veren gerçek bir aktör olabilir mi, yoksa DÇB’de olduğu gibi müzmin piyondan öteye gidemez mi?
 
Kabul etmek gerekirse bunlar soru falan değil…
 
21 Mayıs: Dünya Barış Günü
 
Rusya’nın diasporalarda yaşayan Çerkes toplumu üzerindeki hamiliği meşrulaştırılmaya çalışılırken en vahim tez ise Nart Dergisi’nin yine aynı sayısında bulunan, Cihan Candemir’in Kefken'de yapmış olduğu "çerkes sürgünün'nün 144.yılı" başlıklı konuşma metninde yer almaktadır.
…Ancak bugün farklı bir dünyadayız. 21 Mayıslara farklı içerikler kazandırarak, geleceğe yönelik fırsatları oluşturmak görevimiz olmalı diye düşünüyorum…
…İşte şimdi biz 21 Mayıs’ı yaşadığımız topraklardaki barış ve kardeşliğimizin başlangıç günü anlamına geldiği bilinciyle paylaşmalıyız…
…Bu durumda 21 Mayıs’lar, içinde yaşadığımız iki büyük ülkenin dostluklarının önemini bize hatırlatıyor. 21 Mayıs’ın tarihi hatalarını taraflar olarak kabullenerek (Yazarın Notu: ‘21 Mayıs’ın hatalarını taraflar olarak kabul etmek ne demektir? Yoksa Rusya’ya karşı canı, namusu, onuru ve özgürlüğü için savaşmak bir hata mıdır?) barış ve dostluk günü haline getirmemiz gerekiyor…”
 
Barış, dostluk, kardeşlik imgeleriyle bulandırılan şey hepimizin bildiği Çerkeslere uygulanan sistematik soykırım ve sürgün olmasın? Şunu belirtmekte fayda var: 21 Mayıs maalesef birileri öyle ilan etti diye bir anda düğünlerle kutlanacak bir atraksiyona dönüştürülebilecek bir gün değildir. 21 Mayıs, Kafkasya’nın asker-sivil demeden Çerkes nüfusundan soykırım yöntemiyle arındırılmasının ve kendi vatanlarından sürgün edilmesinin sembol tarihidir. Toplumdan, geçmişi kitaplara hapsetmesini ve hiçbir şey olmamış gibi davranmasını beklemek ise hayalcilikten öte değildir. 21 Mayıs’ı geçmişte bırakıp her şeyi unutmak mümkün değil, çünkü bu toplum 21 Mayıs’ın sonuçlarını hala yaşamaktadır. Bulundukları kimi diasporalarda sindirilmeleri (korku kültürü), kültür ve dil konularında dejenere olmaları (düşük dil konuşma oranı ve asimilasyon), kendi kimliklerini içinde bulundukları toplumun siyasetinde etkin hale getirememiş olmaları (kimlik siyaseti yoksunluğu); hep bu süreçte ödenmiş bedellerdir. Anavatanda ise soykırım ve sürgün sonucu sosyal, kültürel ve siyasi süreçleri kırılmaya uğramış (topraklarında azınlık olması), kendisine ve tarihine yabancı (tarih kitaplarında sürgüne dair hiçbir şeyin yer almaması), etnik çıkmazlara sürüklenmiş (Kabardey-Balkar, Oset-İnguş gerilimi), kendisi üzerinde söz hakkına sahip olmayan (Devlet Başkanı’nın Kremlin’den atanması) bir Çerkes toplumu da aynı sürecin sonuçlarıdır. Kısaca, uygulanan soykırım ve sürgün, bu toplumun doğal süreçlerini yaşamasına izin vermemiştir. Çerkesler kendi vatanında söz hakkına sahip olmadan, tarihi haksızlıklar dile getirilmeden, hikâyeleri daha dünya kamuoyuna anlatılmadan ve nihayetinde bu zararların tazmininde en ufak bir gelişme yaşanmadan tarihi hasıraltı etmeye çalışmak, “geçmişte ne olduysa oldu, artık unutalım” demek, kimsenin haddine düşmüş değildir. Bilakis yapılması gereken, yalnızca 21 Mayıs’ın mevcut anlam ve önemini korumakla kalmayıp, toplumsal bilincin oluşturulması ve birlik anlayışının gelişmesi için bu imgenin daha da güçlendirilmesidir. Ancak bu sayede diaspora olgusu sağlamlaşır ve toplumsal siyasi kimlik oluşabilir. Ama maalesef Kaffed’in bu hasıraltı etmeye yönelik yaklaşımı ve 21 Mayıs’ı dönüştürmeye çalıştığı atmosfere bakarak tanı olarak “Stockholm Sendromu”ndan başka bir teşhis koymak mümkün değildir.
 
Unutmayalım; adalet olmadan barış olmaz!
 
Sizin toplum önderliğinden kastınız buysa, teşekkür ederim ben almayayım.
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Bağımsızlık Bildirgesi 21 Mayıs
Aslan Mashadov Cahar Dudayev
www.olympicgenocide.org Vladimir Putin
Politkovskaya, Yevloev, Markelov